Kelimeler arşivi içinde; başında "kasır" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. kasır ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kasır ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kasır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KASIRGAMAK
KASIRAK, KASIRGA, KASIRIK, KASIRTI
KASIR
KASIR
Köşk.
KASIRIK
Balgam.
KASIRAK
Balgam.
KASIRTI
Gürültü.
KASIRGAMAK
Saklamak, esirgemek.
KASIRGA
Rüzgâr çizelgesinde hızı 64 veya daha fazla deniz mili olan ve kuvveti 12 ile gösterilen rüzgâr. Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku.
Bu bölümde tanımı içerisinde KASIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DALAZ
Kasırga, hortum. Rüzgârın kaldırdığı toz, toprak. Zayıf insan. Zayıf olduğu halde hızlı yürüyen kimse. Kalp. Sıkıntı: Bu çocuklar ruhuma dalaz veriyor. Belli belirsiz. Un helvası. Alev. Güçlü yel.
DİREKLENMEK
Alev, toz, duman göğe doğru yükselmek: Bir kasırga koptu, tozlar göğe direklendi. İnat ve ısrar etmek.
DÖNEĞEÇ
Hortum, kasırga.
FIRTINA
Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. Güç atlatılan kötü durum. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı.
EVRAN
Büyük yılan, canavar. Fazlasıyle uzayıp yükselen ağaç ya da büyüyen insan. Kasırga, hortum. Şiddetli yağmurdan sonra derelerin bulanık akması. Çok uzun boylu insan. Evren.
KÖŞK
Bahçe içinde yapılmış süslü ev, kasır. Aydın iline bağlı ilçelerden biri.
BURAN
Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yokluk, geçim darlığı.
TALAZ
Dalga, kasırga. İpekli kumaşların örselenmesiyle yüzündeki tellerde oluşan kabarıklık.
GASIRGA
Eski türkçe kasırku: kasırga.
DALAS
Kasırga, hortum.
GASURGA
Kasırga.
ERMİYE
Dolu yağdıran kasırga bulutları.
BURKUNTU
İç organlarda duyulan kasılma ve benzerleri hareketler. Üzüntü, sıkıntı, kırgınlık. Yol dönemeci. Mide bulantısı, sancı. Şiddetli rüzgâr, kasırga.
BORANA
Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yumurta, yağda kızartıldıktan yahut suda haşlandıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek. Ispanak, yoğurt ve yumurta ile yapılan bir çeşit yemek. Komposto. Ekşi meyvelerden, et ve pekmezle yapılan suyu bolca tatlımsı bir yemek. Ebegümeci yemeği. Kışın yenmek üzere kurutulmuş taze fasulye. Ispanak. Sulusepken. Toprak düzeltmekte kullanılan tırmık. Bulgur veya pirinçle pişirilen sebze üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek. Çeltik tarlalarında öküze koşulan demir dişli bir araç. Tırmık. Cacık.
ALAMADI
Kasırga, fırtına.
FIĞLI
Kasırga.
GAMAZ
Kör, kesmiyen (bıçak için): Benim bıçak gamaz olmuş kesmiyor. Kasırga. Fırtına, rüzgar.
TAYFUN
Okyanuslarda, Çin Denizi ile Hint Denizi'nde görülen, Dünya'nın dönüş yönüne zıt olarak doğudan batıya doğru oluşan, güçlü kasırga.
DÖNEMEZ
Kasırga.
DÖNELGE
Dönemeç. Hortum, kasırga. Ev.