KARŞI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "karşı" olan, toplam 81 adet kelime bulunmaktadır. karşı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu karşı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karşı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

KARŞILAŞTIRABİLME

16 harfli kelimeler

KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK, KARŞILAŞTIRILMAK

15 harfli kelimeler

KARŞILAŞABİLMEK, KARŞILAŞTIRMACI, KARŞILAŞTIRMALI, KARŞILAŞTIRILMA, KARŞILAYABİLMEK, KARŞILANABİLMEK

14 harfli kelimeler

KARŞILAŞTIRMAK, KARŞILAYABİLME, KARŞILANABİLME, KARŞILIKSIZLIK, KARŞIDENGELEME, KARŞILAŞTIRICI, KARŞILAŞABİLME

13 harfli kelimeler

KARŞILAŞTIRMA, KARŞITYOKLAMA, KARŞIKÖPÜRÜCÜ, KARŞILIKLILIK, KARŞILIKSIZCA, KARŞIDAVRANIŞ, KARŞISÜRTÜNME, KARŞITLIĞIMSI

12 harfli kelimeler

KARŞILIKLICA, KARŞITLAMALI, KARŞITLAŞMAK, KARŞIYENİMLİ, KARŞILAŞMACI, KARŞIKÖPÜRME

11 harfli kelimeler

KARŞILAŞMAK, KARŞITÇILIK, KARŞITAYRIM, KARŞIÇEKİCİ, KARŞITLAMAK, KARŞITLAŞMA, KARŞIDÖNGEL, KARŞILIKSIZ, KARŞILIKLAR, KARŞILANMAK

10 harfli kelimeler

KARŞIDURMA, KARŞICILIK, KARŞIYENİM, KARŞITLAMA, KARŞISÜRÜM, KARŞIPINAR, KARŞILAŞMA, KARŞILANMA, KARŞILANIŞ, KARŞILAMAK, KARŞIKONAK, KARŞIYANIT, KARŞIGEÇİT, KARŞILIKLI, KARŞITLICA, KARŞITUTUM, KARŞILAYIŞ, KARŞILAYAN, KARŞIASTEL

9 harfli kelimeler

KARŞIBERİ, KARŞIYAKA, KARŞITLIK, KARŞITLAM, KARŞINLIK, KARŞILEYİ, KARŞIKENT, KARŞILAMA

8 harfli kelimeler

KARŞITÇI, KARŞINLI, KARŞILAR, KARŞIGÜN, KARŞITLI, KARŞILIK, KARŞIBAN, KARŞILIH, KARŞITUÇ, KARŞIKÖY

7 harfli kelimeler

KARŞICI

6 harfli kelimeler

KARŞIT, KARŞIN

5 harfli kelimeler

KARŞI

Bazı kelimelerin anlamları

KARŞI

Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

KARŞITGÖRÜŞLÜLÜK

Bir görüş, kanı, tutum, davranış ya da eyleme karşı olma ya da karşı çıkma.

KARŞILANABİLMEK

Karşılanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KARŞIDENGELEME

Bir deneylemede deneysel değişkenin uygulanmasına bağlı saptırıcı etkileri dengelemek amacıyla bu etkenin değişik rastlantılı düzenler içinde sunulmasını öngören denetim önlemi, bk. abba düzeni, deneyin denetlenmesi.

KARŞILAŞABİLMEK

Karşılaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KARŞILAŞTIRILMAK

Karşılaştırma işi yapılmak.

KARŞILAŞTIRILMA

Karşılaştırılmak işi.

KARŞILAYABİLMEK

Karşılama imkânı veya olasılığı bulunmak.

KARŞILAŞTIRICI

Küçük uzunlukları ya da aralımları tam ve kesin olarak ölçmede kullanılanlir düzenek. Bir tür reokölçer.

KARŞILAŞTIRMALI

Karşılaştırma yolu ile yapılan, mukayeseli.

KARŞILAŞTIRMACI

Karşılaştırmalı edebiyat veya dil bilimi uzmanı.

KARŞILIKSIZLIK

Karşılıksız olma durumu.

KARŞILAŞTIRMAK

Karşılaştırma işini yaptırmak. Kişi ve nesnelerin benzer veya ayrı yanlarını incelemek için kıyaslamak, mukayese etmek. Dikişte giysinin bir yanına yapılmış olan işlemi, eşitlik sağlamak amacıyla öbür yanında uygulamak.

KARŞILAŞTIRABİLME

Karşılaştırabilmek işi.

KARŞILANABİLME

Karşılanabilmek işi.

KARŞILAYABİLME

Karşılayabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KARŞI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KARŞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHRETLİK

Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.

AİDAT

Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

AĞIŞ

Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

AHLAF

Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AĞIRLAMA

Ağırlamak işi, ikram, izaz. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava.

ACIMA

Acımak durumu. Başka bir kimsenin veya canlının mutsuzluğuna karşı duyulan üzüntü, merhamet.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AFFETMEK

Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.