Kelimeler arşivi içinde; başında "harı" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. harı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu harı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde harı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HARINLAŞMAK, HARISLANMAK, HARIKALAMAK
HARINLAMAK, HARINLAMAĞ, HARINNAMAK, HARILANMAK, HARILDAMAK
HARILANMA, HARILDAMA
HARINLIK, HARIMSIZ, HARIMLIK, HARINSIZ, HARILDAK, HARISTAK
HARILTI, HARILMA, HARISLİ
HARIYA
HARIS, HARIZ, HARIN, HARIM, HARIL, HARIK, HARIH, HARIĞ, HARIF
HARI
Köye yakın yerde bulunan sulak tarla.
HARILDAMAK
Gürültüyle ve sürekli olarak akmak. Yanmak. Çalışmak.
HARILDAK
Tahtadan yapılan bir çeşit oyuncak. Harıltı ile akan su, çağlayan. Ses çıkararak nefes alan kişi.
HARILDAMA
Harıldamak işi.
HARINLAMAK
At nefes nefese kalmak, iyice yorulmak.
HARINLIK
Bir şeyden huylanıp yürümeyen, geri geri giden hayvan. İsteksizlik.
HARISLANMAK
Haris olmak. Arapça kökenli hârıs: kıskanmak.
HARIKALAMAK
Ovalamak: Şu çamaşırları harıkalayıver.
HARIMSIZ
Obur.
HARILANMA
Harılanmak durumu.
HARIMLIK
Bahçe, sebze ya da meyve bahçesi.
HARINSIZ
Obur.
HARILANMAK
Hayvan huysuzlanmak, huysuzluk etmek.
HARINNAMAK
İşe alışamamak, işe yüzü olmamak.
HARINLAMAĞ
Fenalığa sapmak.
HARINLAŞMAK
Güçten kuvvetten düşmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde HARI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜZLEMEK
Sonbaharı bir yerde geçirmek.
BASIÖLÇER
Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet, manometre. Akışkanların basıncını ölçen araç.
NEVRUZ
Eski takvimlere göre yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmi birine rastlayan gün. Nevruz otu. Çiçekleri aslanağzına benzeyen, türlü renkte bir kır bitkisi.
VAPUR
Su buharı gücüyle çalışan gemi.
AĞIŞ
Ağma işi. Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı.
PARAFİN
Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon, alkan.
HARILTI
Harıldama sırasında çıkan sesin adı.
KAR
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı.
YOĞUNLAŞMA
Yoğunlaşmak işi, konsantrasyon. Havanın nem bakımından doyma noktasını aşmasına bağlı olarak havadaki su buharının sıvı veya katı duruma geçmesi. Bir karışımın bileşimindeki sıvıyı yitirerek daha koyu kıvama gelmesi.
ETERLEMEK
Eter buharı koklatarak anestezi yapmak.
RADYATÖR
Hava, su veya buharı ısıtmak veya soğutmak suretiyle meydana gelen sıcaklığı veya soğukluğu yayan, böylece ısıtma ve soğutmada kullanılan cihaz. Bağlı bulunduğu motordaki ısı derecesinin yükselmesini önleyen soğutucu.
BUHARLI
Buharı olan. Buhar gücü ile çalışan.
YAĞIŞ
Yağma işi. Yağan yağmur ya da kar miktarı. Havadaki su buharının yoğunlaşma sonunda sıvı veya katı durumda yere düşmesi, ağış karşıtı. Yağmur.
YAĞMUR
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.
KAYNAMA
Kaynamak işi. Boya filminde hava veya solvent buharının kabarcık durumunda bulunması.
SIVINDIRMAK
Bir gazın veya buharın sıcaklık derecesini düşürmek, basıncını artırmak yoluyla onu sıvı durumuna getirmek.
BUĞU
Su buharı. Soğuk bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı.
KALORİFER
Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak havayı, su veya buharı, borularla dolaştırmak yoluyla bir yapının her yanını ısıtan araç veya tesisat. Radyatör.
NEM
Havada bulunan su buharı. Hafif ıslaklık, rutubet.
HARLAK
Harıltı ile akan su, çağlayan.