HANE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "hane" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. hane ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu hane ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hane olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

HANEDANLIK, HANENDELİK

9 harfli kelimeler

HANEVLERİ, HANEFİLİK, HANELMALI

7 harfli kelimeler

HANEYLİ, HANEDAN, HANEDAR, HANENDE, HANELİK

6 harfli kelimeler

HANELİ, HANEFİ, HANEÇİ

5 harfli kelimeler

HANEK, HANEV, HANEY

4 harfli kelimeler

HANE

Bazı kelimelerin anlamları

HANE

Ev, konut. Basamak. Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri. Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz. Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz. Ev halkı.

HANEDAR

Misafirperver, evine geleni gideni en iyi şekilde ağırlayan hane sahibi.

HANEV

Büyük ev.

HANEDAN

Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile. Konuksever. Belli ve köklü bir soydan gelen, soylu.

HANELMALI

Bitlis şehrinde, Küçüksu bucağına bağlı bir yer.

HANEYLİ

Dört katlı ev.

HANEK

Söz, konuşma.

HANELİ

Herhangi bir sayıda evi olan. Herhangi bir sayıda hanesi olan.

HANEDANLIK

Hanedandan olma durumu.

HANEFİ

İslamiyette dört Sünni mezhepten biri. Bu mezhepten olan kimse.

HANEFİLİK

Hanefi olma durumu.

HANEVLERİ

Elâzığ şehrinde, Maden ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

HANENDE

Şarkıcı.

HANENDELİK

Hanende olma durumu, şarkıcılık, okuyuculuk.

HANEÇİ

Yağ çıkarmak için kullanılan tahta yayık.

HANELİK

Herhangi bir sayıda evi olan, evlik.

  -   -   -  

Anlamında HANE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde HANE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BASAMAK

Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AT

Atgillerden, binme, yük çekme, taşıma vb. hizmetlerde kullanılan, tek tırnaklı hayvan, beygir, düldül. Satrançta, her yönde siyahtan beyaza ve beyazdan siyaha bir hane atlayarak L biçiminde hareket eden taş. Astatin elementinin simgesi.

ALÇAKÇA

Oldukça alçak. (alça'kça) Alçak, aşağılık kimselere yaraşırcasına, sefihane.

BAĞCI

Bağ yetiştirip ürününü satan kimse. Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse.

BAHANELİ

Bahanesi olan.

BİTİRİMHANE

Kumarhane.

AKTİF

Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.

BÖCEKLİK

İpek böceği yetiştirilen yer, böcekhane.

ARMA

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.

BİBLİYOTEKÇİ

Kütüphaneci.

BİRAHANECİ

Birahane işleten kimse.

AŞEVİ

Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.

BAHANESİZ

Bahanesi olmayan. Bahanesi olmadan.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ARŞİDÜŞES

Arşidükün karısı veya kızı. Avusturya hanedanında prenses.

BARBA

İhtiyar Rum meyhanecisi.

BİLANÇO

Bir kuruluşun, bir ticarethanenin belirli bir dönem sonundaki veya belirli bir gündeki taşınır ve taşınmaz varlıkları ile bunları sağlamak için kullanılan öz ve yabancı kaynakları dengeli olarak gösteren çizelge, dengelem. Girişilen herhangi bir işte, belirli bir süre sonunda elde edilen iyi ve kötü sonuçların karşılıklı durumu.

ARITIMEVİ

Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, tasfiyehane, rafineri.