Sonu GÖĞE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "göğe" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu göğe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında göğe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde göğe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

GÖĞE

Tavuk, horoz ve kuşların başlarında bulunan yuvarlak tüy yığını. Kaba ve hafif taş. Yirmi altı çift kürekle çekilen eski savaş gemilerinin bir türü. Altı mavna, üstü kalyon olan ve yirmi altı çift kürekle çekilen eski bir harp gemisi.

  -   -   -  

Anlamında GÖĞE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÖĞE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

UÇMAK

Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Sıvı, gaz ya da buhar durumuna geçmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Hava yolu ile gitmek. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Çok sevinmek. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Çok hızlı gitmek. Cennet. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Aşırılmak. Uçar gibi dalgalanmak. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Rengi solmak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Belirmek.

GÖĞERTİ

Yeşillik, yeşerti, sebze (bitki hakkında). Vurma ve çarpma sonunda vücutta meydana gelen çürüklük, morartı. Kalaysız bakır kaplarda meydana gelen mavi renkli oksit. Çökelek peynirinin küflenmesi, yeşermesi. Sebze bahçesi: Bizim göğertiye domuzlar yayılmış. Yeşillik, yeşerti (bitki için). Yeşillik, sebze.

ÜST

Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.

MİRAÇ

Göğe çıkma.

AĞANBEGÜM

Göğe doğru yükselen, yüce hanımefendi.

GÖĞERMEK

Bitki büyüyerek yeşermek, yeşillenmek. Vurma ya da çarpma sonunda vücudun herhangi bir yeri morarmak, çürümek. Vücudun herhangi bir yeri soğuk etkisiyle morarmak, kızarmak. Küflenmek: Ekmekler göğermiş. Kalaysız bakır kaplar oksitlenmek: Bakır karavana göğermiş, kalaylatalım. Çok acıkmak (mecazen: Açlıktan göğnüm göğerdi. Sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak, şafak sökmek. İyi yıkanmayan çamaşırın rengi değişmek, morarmak: çamaşır göğerdi. Çocuk yetiştirmek, büyütmek: Seni göğermiye! (ilenç olarak kullanılır). Morarmak, yeşermek, mavileşmek, bitki yapraklanmak.

GÖKDUMAN

Göğe yükselen duman.

ÜZERİ

Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.

GÖKDAL

Göğe ulaşmış dal.

AĞAN

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.

BİÇİNÇİZILKI

Mart ayında göğeren bir çeşit ufacık bitki.

GÖKEL

Göğe açılan el.

AĞANBÜKE

Göğe doğru yükselen hanım, göğe doğru yükselen güzel.

SEMAVİ

Gökle ilgili, göğe ilişkin.

AĞANER

Göğe doğru yükselen, değerli erkek.

GÖĞERTMEK

Kızdığı kimseye gözlerini açarak bakmak: Gözlerini niçin göğertiyorsun yine?. Morartmak.

HAVALANMAK

Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.

GÖĞELEMPE

Göğe doğru anlamında kullanılır.

DİREKLENMEK

Alev, toz, duman göğe doğru yükselmek: Bir kasırga koptu, tozlar göğe direklendi. İnat ve ısrar etmek.

GÖKGÖĞERTİ

Bahçede bulunan çeşitli sebzeler: Bu yıl gökgöğertimiz yok.