Kelimeler arşivi içinde; başında "göğe" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. göğe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu göğe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde göğe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖĞERTLEŞMEK
GÖĞEBAKAN, GÖĞERTMEK, GÖĞERTLEK, GÖĞERİLİK, GÖĞELEMEK, GÖĞELEMPE, GÖĞERÇİLE
GÖĞENMEK, GÖĞERTME, GÖĞERMEK, GÖĞERÇİN, GÖĞEMCİK, GÖĞELEME
GÖĞEMİK, GÖĞERTÜ, GÖĞEĞEN, GÖĞERTİ, GÖĞELEK, GÖĞELEZ, GÖĞERCİ
GÖĞELİ, GÖĞERİ, GÖĞEZİ
GÖĞER, GÖĞEK, GÖĞEN, GÖĞEF, GÖĞEÇ, GÖĞEM, GÖĞEZ
GÖĞE
Tavuk, horoz ve kuşların başlarında bulunan yuvarlak tüy yığını. Kaba ve hafif taş. Yirmi altı çift kürekle çekilen eski savaş gemilerinin bir türü. Altı mavna, üstü kalyon olan ve yirmi altı çift kürekle çekilen eski bir harp gemisi.
GÖĞERÇİN
Güvercin.
GÖĞELEMEK
Dişi hayvan çiftleşmek istemek.
GÖĞERÇİLE
Nem.
GÖĞENMEK
Elbise.
GÖĞERTMEK
Kızdığı kimseye gözlerini açarak bakmak: Gözlerini niçin göğertiyorsun yine?. Morartmak.
GÖĞEBAKAN
Ağrı şehrinde, Diyadin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
GÖĞERTME
Kolera hastalığı.
GÖĞELEMPE
Göğe doğru anlamında kullanılır.
GÖĞERMEK
Bitki büyüyerek yeşermek, yeşillenmek. Vurma ya da çarpma sonunda vücudun herhangi bir yeri morarmak, çürümek. Vücudun herhangi bir yeri soğuk etkisiyle morarmak, kızarmak. Küflenmek: Ekmekler göğermiş. Kalaysız bakır kaplar oksitlenmek: Bakır karavana göğermiş, kalaylatalım. Çok acıkmak (mecazen: Açlıktan göğnüm göğerdi. Sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak, şafak sökmek. İyi yıkanmayan çamaşırın rengi değişmek, morarmak: çamaşır göğerdi. Çocuk yetiştirmek, büyütmek: Seni göğermiye! (ilenç olarak kullanılır). Morarmak, yeşermek, mavileşmek, bitki yapraklanmak.
GÖĞELEME
Keçi yavrusu.
GÖĞEMİK
Hayvanlara zarar veren gök renkli bir çeşit sinek ya da böcek.
GÖĞEMCİK
Böğürtlen.
GÖĞERTLEŞMEK
Ağaç kütükleri ya da tomruklar uzun süre kar ve yağmur altında kalarak yeşermek.
GÖĞERİLİK
Su yakınında sebze ekmek için ayrılan tarla.
GÖĞERTLEK
İyi yıkanmayan çamaşırın morarması, kirli görünmesi hali.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖĞE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞANER
Göğe doğru yükselen, değerli erkek.
GÖKEL
Göğe açılan el.
AĞANBEGÜM
Göğe doğru yükselen, yüce hanımefendi.
GÖĞERTİ
Yeşillik, yeşerti, sebze (bitki hakkında). Vurma ve çarpma sonunda vücutta meydana gelen çürüklük, morartı. Kalaysız bakır kaplarda meydana gelen mavi renkli oksit. Çökelek peynirinin küflenmesi, yeşermesi. Sebze bahçesi: Bizim göğertiye domuzlar yayılmış. Yeşillik, yeşerti (bitki için). Yeşillik, sebze.
MİRAÇ
Göğe çıkma.
SEMAVİ
Gökle ilgili, göğe ilişkin.
AĞAN
Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.
GÖKGÖĞERTİ
Bahçede bulunan çeşitli sebzeler: Bu yıl gökgöğertimiz yok.
AĞANBÜKE
Göğe doğru yükselen hanım, göğe doğru yükselen güzel.
TÜKMEK
Yırtıcı kuşlar göğe yükselmek ve ok gibi aşağıya inmek.
ÜZERİ
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz. Vücut, beden. Artan, geriye kalan bölüm. Bir şeyin dış yüzü, yüzey.
GÖKDUMAN
Göğe yükselen duman.
GÖKDAL
Göğe ulaşmış dal.
MİRACİYE
Hz. Muhammet'in göğe çıkışını konu edinen divan koşuğu.
DİREKLENMEK
Alev, toz, duman göğe doğru yükselmek: Bir kasırga koptu, tozlar göğe direklendi. İnat ve ısrar etmek.
UÇMAK
Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Sıvı, gaz ya da buhar durumuna geçmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Hava yolu ile gitmek. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Çok sevinmek. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Çok hızlı gitmek. Cennet. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Aşırılmak. Uçar gibi dalgalanmak. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Rengi solmak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Belirmek.
BİÇİNÇİZILKI
Mart ayında göğeren bir çeşit ufacık bitki.
ÜST
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, üzeri, fevk, alt karşıtı. Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan. Bir şeyin dış yüzü, yüzey. Bir şeyin görülen yanı, yüzü. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk. Vücut, beden. Öte, arka. Giyecek, giysi. Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan. Artan, geriye kalan bölüm.
PÖYKÜRMEK
Yüksek sesle ve hıçkıra hıçkıra ağlamak. Fışkırmak : Su göğe pöykürüyor. Fırlatmak.
HAVALANMAK
Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.