Kelimeler arşivi içinde; başında "görüşü" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. görüşü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu görüşü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde görüşü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖRÜŞÜLEBİLMEK
GÖRÜŞÜLEBİLME
GÖRÜŞÜLMEK
GÖRÜŞÜLEN, GÖRÜŞÜLME
GÖRÜŞÜK, GÖRÜŞÜM, GÖRÜŞÜN
GÖRÜŞÜ
GÖRÜŞÜ
Ölçünlü yordamlardan yoksun olduğu için güvenilirlik ve geçerlik düzeyi düşük özgür görüşme, bk. yöneltimsiz görüşme.
GÖRÜŞÜN
Görme ?.
GÖRÜŞÜK
Nişanlı kızın evinde bir gece için, oğlan tarafıyle tanışmak üzere yapılan eğlenti. Düğün armağanı.
GÖRÜŞÜM
Bir televizyon bildirmeni ya da alıcılı bildirmenin, herhangi bir kimsenin belirli konulardaki görüşlerini, bilgilerini aktarmak amacıyla sorular sorup yanıtlar almağa çalışarak hazırladığı izlence ya da film. Bir televizyon bildirmeninin herhangi bir olayla ilgili olarak kendi gördüklerini, işittiklerini görüntü ve sözle aktarmasına dayanan izlence.
GÖRÜŞÜLEN
Bir görüşmede kendileriyle karşılıklı konuşularak bilgi alınan birey ya da birim. bk. yanıtlayıcı.
GÖRÜŞÜLMEK
Görüşme işi yapılmak, müzakere edilmek. Herhangi biriyle görüşmek.
GÖRÜŞÜLEBİLMEK
Görüşülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖRÜŞÜLME
Görüşülmek işi.
GÖRÜŞÜLEBİLME
Görüşülebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖRÜŞÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİZGE
Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem. Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, meslek, sistem.
GABARİ
Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek. Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler. Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.
BENİÇİNCİ
Beniçincilik görüşünü benimseyen, benmerkezci, egosantrist.
FİZYOKRAT
XVIII. yüzyılda ortaya çıkan, tarım emeğinin üretici emek olduğunu ve yalnızca bu emeğin değeri yarattığını ileri süren ekonomi görüşünü savunan.
FİKİRSİZ
Herhangi bir konu üzerinde düşünemeyen, görüşü olmayan, düşüncesiz.
FORUM
Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. Tartışma alanı. Toplu tartışma. Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı.
DUYGUDAŞ
Bir konuda duyguları diğer bir kişiyle aynı olan kimse. Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse, sempatizan.
GÖRÜŞLÜLÜK
Görüşü olma durumu.
GÖSTERİ
İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.
CEREYAN
Bir yöne doğru akma, akış, akıntı. Bir şeyin gelişme, olma durumu. Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket. Akım.
BUKALEMUN
Bukalemungillerden, 20-30 santimetre boyunda, renk değiştirmesiyle ünlü bir tür sürüngen, kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon). Davranışını, görüşünü çıkarına göre değiştiren kimse.
GÖRÜŞLÜ
Görüşü olan.
BAHİS
Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
FELSEFE
Varlığın ve bilginin bilimsel olarak araştırılması. Dünya görüşü. Bir konuda soyut düşünüş. Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi. Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü.
DOGMA
Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi. Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılmış olan sav, nas, inak.
ETKİNCİLİK
Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme, aktivizm. İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü, aktivizm.
DİNGİNCİLİK
Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik.
GÜNDEM
Toplantılarda görüşülecek konuların bütünü, ruzname. Yaşanan günlük olaylar.
BENİÇİNCİLİK
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü, benmerkezcilik, egosantrizm.