Kelimeler arşivi içinde; başında "gönül" olan, toplam 30 adet kelime bulunmaktadır. gönül ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gönül ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gönül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖNÜLLENDİRMEK
GÖNÜLLENDİRME
GÖNÜLSÜZİREK
GÖNÜLSÜZLÜK, GÖNÜLDAŞLIK, GÖNÜLLENMEK, GÖNÜLDOLABI
GÖNÜLYURDU, GÖNÜLSÜZCE, GÖNÜLSÜMEK, GÖNÜLSEMEK, GÖNÜLLÜLÜK, GÖNÜLLENME, GÖNÜLLEMEK
GÖNÜLGÜCÜ, GÖNÜLEMEK, GÖNÜLAÇAN, GÖNÜLALAN, GÖNÜLALDI, GÖNÜLLÜCE, GÖNÜLALMA
GÖNÜLLÜK, GÖNÜLSÜZ, GÖNÜLDAŞ, GÖNÜLDEN, GÖNÜLDEŞ
GÖNÜLAY, GÖNÜLLÜ, GÖNÜLLİ
GÖNÜL
GÖNÜL
Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı. İstek, arzu.
GÖNÜLSÜZLÜK
Bir işi istemeyerek yapma, isteksizlik.
GÖNÜLLENMEK
Gücenmek, darılmak, alınmak.
GÖNÜLYURDU
Yozgat kenti, Çekerek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
GÖNÜLLENME
Gönüllenmek işi veya durumu.
GÖNÜLLENDİRMEK
Gönüllenmesine sebep olmak.
GÖNÜLLENDİRME
Gönüllendirmek işi.
GÖNÜLDAŞLIK
Gönüldaş olma durumu.
GÖNÜLSÜZİREK
İstemeye istemeye.
GÖNÜLDOLABI
Bir çeşit çiçek: Bağçenizdeki gönüldolabından bir budak bize verir misiniz?.
GÖNÜLSEMEK
İmrenmek. Gönülden istemek.
GÖNÜLSÜMEK
Gönülden istemek.
GÖNÜLLÜLÜK
Gönüllü olma durumu.
GÖNÜLSÜZCE
İsteksiz bir biçimde, istemeyerek.
GÖNÜLLEMEK
Gönül almak. Ağırlamak. Gönülden geçirmek, düşünmek.
GÖNÜLGÜCÜ
Bireylerde kişilik bütünlüğü, kümelerde küme bağlılığı ölçüsü.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖNÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DERVİŞ
Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.
CANIYÜREKTEN
Canıgönülden.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
CANAN
Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili. Tasavvufta Tanrı.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
DERUN
İç, içeri, öz. Gönül, yürek, ruh.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
ÇİMDİK
Çimdikleme işi. Gönül kıracak söz. Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktarda olan. Tatar böreği.
DOST
Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı. Sahibine sevgi gösteren hayvan. İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse, zamazingo. Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse.
DİNGİNCİLİK
Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik.
CANDAN
İçten, yürekten, gönülden, samimi. İçtenlikle, istekle, ilgiyle.
ALAKA
İlgi. Gönül bağı.
CİVANMERT
Mert yaradılışlı, yüce gönüllü, yiğit.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
CEMİLE
Gönül alıcı davranış. Güzel (kadın).
BENDEZADE
Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.