GERÇEK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gerçek" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. gerçek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gerçek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gerçek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

GERÇEKLEŞTİRİLMEK

16 harfli kelimeler

GERÇEKLEŞTİRİLME, GERÇEKLEŞEBİLMEK

15 harfli kelimeler

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, GERÇEKLEŞTİRMEK, GERÇEKLEŞEBİLME

14 harfli kelimeler

GERÇEKMEDÜZLER, GERÇEKLEŞTİRME

12 harfli kelimeler

GERÇEKLENMEK, GERÇEKÜSTÜCÜ, GERÇEKLEŞMEK

11 harfli kelimeler

GERÇEKLEYİN, GERÇEKLEMEK, GERÇEKÇİLİK, GERÇEKLEŞME

10 harfli kelimeler

GERÇEKÜSTÜ, GERÇEKLEME

9 harfli kelimeler

GERÇEKLİK, GERÇEKSİZ, GERÇEKTEN

8 harfli kelimeler

GERÇEKÇİ, GERÇEKCİ, GERÇEKLİ, GERÇEKER, GERÇEKTE

6 harfli kelimeler

GERÇEK

Bazı kelimelerin anlamları

GERÇEK

Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

GERÇEKLEŞEBİLMEK

Gerçekleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

GERÇEKLEŞTİRİLME

Gerçekleştirilmek işi.

GERÇEKLEŞTİRMEK

Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak.

GERÇEKLEŞEBİLME

Gerçekleşebilmek işi.

GERÇEKLENMEK

Doğru bilmek, doğruluğuna inanmak.

GERÇEKÇİLİK

Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik. Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik. Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik.

GERÇEKLEŞME

Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK

Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.

GERÇEKLEŞTİRME

Gerçekleştirmek işi, realizasyon.

GERÇEKLEYİN

Hakikaten, gerçekten.

GERÇEKÜSTÜCÜ

Gerçeküstücülükten yana olan, sürrealist. Gerçeküstücülükle ilgili olan (görüş, eser vb.), sürrealist.

GERÇEKLEŞMEK

Gerçek olmak, gerçek duruma gelmek, meydana gelmek, tahakkuk etmek.

GERÇEKLEŞTİRİLMEK

Gerçek duruma getirilmek.

GERÇEKMEDÜZLER

(Scyphozoa),en iyi bilinen türüdür.

GERÇEKLEMEK

Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak, doğrulamak, teyit etmek.

  -   -   -  

Anlamında GERÇEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GERÇEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKORTSUZLUK

Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.

BAHANE

Bir şeyin gerçek sebebi gizlenerek ileri sürülen uydurma sebep.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

BAYAĞI

Aşağılık, pespaye. Gerçekten. Herhangi bir özelliği olmayan, sıradan, alelade. (ba'yağı) Hemen hemen, âdeta. Basit, adi, amiyane, banal. Oldukça, epey.

BATIL

İnançlar bakımından gerçek olmayan. Geçersiz. Çürük, temelsiz, asılsız. Boş, beyhude.

BASİRET

Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.

BASİRETSİZLİK

Gerçekleri, ileriyi ve uzağı görememe, sağgörüsüzlük.

ANKA

Masallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş, Simurg, Zümrüdüanka.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

BASTIRMAK

Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

AKIŞ

Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.

BASİRETSİZ

Gerçekleri görebilmekten uzak, ileri ve uzak görüşlü olmayan, sağgörüsüz.

BEKLENTİ

Gerçekleşmesi beklenen şey. Bireyin belli şart ve durumların alacağı biçimler veya kendisinden beklenenler konusundaki öngörüsü.

BAĞLI

Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.