Kelimeler arşivi içinde; sonunda "etraf" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu etraf ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında etraf olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde etraf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ETRAF
Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.
ÇARHETRAF
Dört bir yan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ETRAF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DOLAYI
Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
ETRAFLICA
Derinlemesine, ayrıntılı olarak, etraflı.
BURKMAK
Bir şeyi burar gibi ekseni etrafında döndürmek. Burkulmak. Bazı yiyecekler, ağza kekre tat vermek.
ENÖTE
Bir gök cisminin yörüngesi boyunca, etrafında dolandığı merkezî cisme en uzak olduğu nokta.
GÜN
Güneş. Güneş ışığı. İçinde bulunulan zaman. Çağ, devir. İyi yaşanmış zaman. Tarih. Zaman, sıra. Yer yuvarlağının kendi ekseni etrafında bir kez dönmesiyle geçen 24 saatlik süre. Belirli günlerde ev hanımlarının konuk ağırlamak için yaptıkları toplantı. Gündüz. Bayram niteliğinde özel gün.
ÇETE
Yasa dışı işler yapmak veya etrafındakileri korkutmak amacıyla bir araya gelmiş topluluk. Ordu birliklerinden olmayan silahlı küçük birlik.
DERİNDEN
En ince ayrıntısına kadar, etraflıca. Pek belli olmayan uzak bir yerden. İçten.
HAZİRE
Etrafı çitle çevrili ve girilmesi yasak yer. Cami, türbe, tekke vb. yerlerde çevresi parmaklıklarla çevrili mezar yeri.
ÇEVRİNMEK
Bir şeyin etrafında saygı ile dolanmak, tavaf etmek. Kendini çevirmek, dönmek.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
BOBİN
Makara. Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu. Fotoğraf filmi rulosu. İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt.
BALBAL
Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş.
ÇİZGİNMEK
Bir şeyin etrafında dönüp durmak. Tereddüt etmek.
HORTUM
Filde ve bazı böceklerde boru biçiminde uzamış ağız veya burun bölümü. Hava veya suyun kendi etrafında hızla dönüp buluttan yeryüzüne uzanan sütun biçiminde oluşan, alanı dar bir fırtına türü. Genellikle plastikten uzun ve esnek boru.
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
AYLA
Hale. Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi.
DOLAMA
Dolamak işi. Tırnak etrafındaki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş. Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi. Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük. Poşu.
ELİPSOİT
Elipse benzeyen. Bir elipsin kendi ekseni etrafında döndürülmesiyle oluşan cismin biçimi.
BURMAK
Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni etrafında ters yönlere çevirerek bükmek. Acıtmak. Ağza kekre tat vermek. Mide, bağırsak sancımak. İğdiş etmek.