Kelimeler arşivi içinde; başında "erki" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. erki ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu erki ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde erki olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ERKİNCİLİK
ERKİLLİK, ERKİNLİK, ERKİTMEK
ERKİLET, ERKİLME, ERKİNCİ, ERKİNEL, ERKİNER, ERKİVEÇ
ERKİL, ERKİN, ERKİT, ERKİZ
ERKİ
ERKİ
Erkenki, evvelki.
ERKİNCİ
Liberal.
ERKİT
Vücut organlarından birinin sakatlık ya da noksanlığı.
ERKİNER
Bağımsız, özgür insan.
ERKİN
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, serbest.
ERKİLME
İrkilme. Doğrulup durma.
ERKİVEÇ
Saç üstünde pişirilen yufka ekmeğini çevirmek için kullanılan 70-80 cm. uzunluğunda, 5-6 cm. enliliğinde ucu sivri tahta araç.
ERKİL
Kütle çekimi gibi bir kuvvet alanı içinde bulunan birlim kütleyi sonsuzdan, belirli bir noktaya getirebilmek için gerekli işle ölçülen erke değeri.
ERKİNEL
Bağımsız davranan kimse.
ERKİNCİLİK
Bireyin özgürlüğünü ve ekonomik güçler arasında hür yarışmayı savunan, bireyler, sınıflar ve uluslararasındaki ekonomik ilişkilere devletin karışmamasını isteyen öğreti, liberalizm, toplumculuk karşıtı. Herkese vicdan, inanç, düşünce özgürlüğü tanınmasının gerekli olduğunu savunan, hür düşünüşe bağlı dünya görüşü, liberalizm. Düşünme ve konuşma özgürlüğünü benimseyen, kişileri doğal yetenek ve ilgileri yönünde geliştirmeyi eğitimin temel ereklerinden sayan görüş. Zihnin, özellikle mantık, matematik, klasik diller ve fizikötesi gibi bilgi dallarını kapsayan bir öğretim programı ile özgürlüğe kavuşabileceğini ileri süren eğitim görüşü. Ekonomide yasalar sınırı içinde kalmak koşulu ile her tür girişimde alabildiğine özgürlüğü olumlu kılan yöntem. Ekonomik yaşamda hem bireyin, hem de toplumun en büyük çıkarını gerçekleştirmenin en iyi yolunun yarışma özgürlüğü olduğunu savunan öğreti. (Erkinci ekonomi düzeninin siyasal görüşü)İnsanın haksız ya da gereksiz sayılan bütün zorlama ve baskılardan kurtarılmasını savunan öğreti.
ERKİNLİK
Erkin olma durumu, serbestlik.
ERKİLET
Kayseri kenti, Erkilet nahiyesine bağlı bir yer.
ERKİTMEK
Noksanlaştırmak.
ERKİLLİK
Özgürlük.
ERKİZ
İkiz.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MADERŞAHİLİK
Anaerkillik.
PATRİARKAL
Ataerkil.
MATRİARKAL
Anaerkil.
ARİSTOKRATİK
Soylu erki ile ilgili.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
MADERŞAHİ
Anaerkil.
MÜSTAHKEM
Berkitilmiş, sağlamlaştırılmış, tahkim edilmiş.
DEVLETÇİLİK
Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi, erkincilik karşıtı. Genellikle devleti töre, kültür, hukuk vb.nin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi.
OLİGARŞİ
Siyasal gücün birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim, aristokrasinin daralmış biçimi, takım erki.
AZADE
Başıboş, erkin, serbest. Başıboş, erkin, serbest olarak.
ANAERKİL
Anaerki temeline dayanan, maderşahi, matriarkal.
DERİŞİK
Derişmiş olan, mütemerkiz, mütekâsif, konsantre, seyreltik karşıtı.
BERKİME
Berkimek işi.
ARİSTOKRASİ
Soylu erki. Soylular sınıfı.
BİLEŞİM
Bileşme işi. İki veya daha çok öge bir araya gelerek yeni bir öge oluşturma, terkip. Bileşme sonucu oluşan cisim. Bir maddenin hangi kimyasal türlerden oluştuğunu belirleyen verilerin tamamı.
ARİSTOKRAT
Soylu erki yanlısı. Soylu.
LİBERALİZM
Serbestlik. Erkincilik.
DEMOKRASİ
Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık.
BERKİNMEK
Berkimek. Pekiştirilmek.
BERKİNME
Berkinmek işi veya durumu.