Kelimeler arşivi içinde; başında "endir" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. endir ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu endir ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde endir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ENDİRELLEMEMEK
ENDİRTLEMEK
ENDİREDE, ENDİREKT, ENDİRİCE, ENDİRMEK, ENDİRTME
ENDİRDE, ENDİREK, ENDİREZ, ENDİRİZ
ENDİRA, ENDİRE, ENDİRİ
ENDİR
ENDİR
Alçakgönüllülük: Bu evlere endir etmez.
ENDİREKT
Dolaylı.
ENDİRDE
Yanında, yanındaki, yakınındaki.
ENDİRTLEMEK
İneği sağmadan önce, sütü gelsin diye danasına bir iki yudum emdirtmek.
ENDİRE
Kocayemişi. Şuraya. Biraz daha kalitesi düşük olan. Yanınız, sizin bölge: Endirelerde neler var?.
ENDİRİZ
Akasya ağacı.
ENDİREDE
Yanında, yanındaki, yakınındaki.
ENDİREK
Kocayemişi.
ENDİRMEK
İndirmek. indirmek.
ENDİRELLEMEMEK
Tenezzül etmemek.
ENDİREZ
Yabani kiraz.
ENDİRA
Şuraya.
ENDİRİ
Daha küçük, daha aşağı.
ENDİRTME
Bir çeşit koyun sağma.
ENDİRİCE
Daha küçük, daha aşağı. Daha enli.
Bu bölümde tanımı içerisinde ENDİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATEŞLENDİRME
Ateşlendirmek işi.
ADLANDIRILMAK
Adlandırma işi yapılmak, isimlendirilmek.
ALATURKACI
Alaturka yanlısı kimse. Alaturka müziği seven kimse. Alaturka müziği seslendiren veya çalan kimse.
ADLANDIRMA
Adlandırmak işi, isimlendirme.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ALDEHİT
Alkolleri oksitlendirme veya asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
ANAKRONİK
Çağı geçmiş, çağa uymaz, eskimiş. Tarihlendirmede yanılgı içinde bulunan.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.
ALAKALANDIRMA
İlgilendirme.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
AĞIRLIKLI
Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.
ALAKALANDIRMAK
İlgilendirmek.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
ALEVLENDİRME
Alevlendirmek işi.
ADLANDIRILMA
Adlandırılmak işi, isimlendirilme.
AİT
İlgilendiren, ilişkin, ilişik, ilgili.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.