Kelimeler arşivi içinde; başında "duygu" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. duygu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu duygu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde duygu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DUYGULANIVERMEK
DUYGULANIVERME, DUYGULANDIRMAK
DUYGULANDIRMA
DUYGUSUZLUK, DUYGUSALLIK, DUYGULANMAK, DUYGUDAŞLIK
DUYGULANIM, DUYGULANIŞ, DUYGULANMA, DUYGUCULUK, DUYGULULUK
DUYGUNLUK
DUYGUDAŞ, DUYGUSAL, DUYGUSUZ
DUYGULU, DUYGUCA
DUYGUN
DUYGU
DUYGU
Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.
DUYGUSUZLUK
Duygusuz olma durumu, hissizlik. Duygusuzca davranış.
DUYGUCULUK
Yazında duygunun ya da duyarlığın önderliğini benimsemiş görünme. Ör:J.J. Rousseau' nun duyguculuğu.
DUYGUDAŞLIK
Aynı duyguları paylaşma, empati. Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme, empati.
DUYGUDAŞ
Bir konuda duyguları diğer bir kişiyle aynı olan kimse. Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse, sempatizan.
DUYGULANIŞ
Duygulanma durumu.
DUYGULANMAK
Bir olay, bir görünüm karşısında birdenbire güçlü duyguların etkisinde kalmak.
DUYGULANDIRMA
Duygulandırmak işi.
DUYGULULUK
Tepkilerin öncelikle duygulara dayanması durumu. Uyarımları almadaki incelik. Çabuk, kolay heyecanlanma eğilimi.
DUYGULANIM
Etkilenme, duygulanma. İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu. Bir ruh durumunun dış sebeplerle değişmesi. Tutkudan daha düzenli ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim. Duyarlığın harekete geçişi.
DUYGULANIVERME
Duygulanıvermek durumu.
DUYGULANIVERMEK
Çabucak duygulanmak.
DUYGULANDIRMAK
Duygulanmasını sağlamak, duygulanmasına sebep olmak.
DUYGUNLUK
Duyarlılık.
DUYGULANMA
Duygulanmak durumu, tahassüs. İç salgı bezlerini de kapsayan türlü etkiler altında duygusal tepkiler gösterme.
DUYGUSALLIK
Duygusal olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde DUYGU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ANLAŞMAK
Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.
ANLATIM
Anlatma işi. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.
ARINMA
Arınmak işi, temizlenme. Duyguların sanat yoluyla arı duruma getirilmesi. Ruhun tutkulardan temizlenmesi.
ALIRLIK
Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.
AFFETTUOSO
Bir parça yumuşak ve duygulu bir biçimde çalınarak.
ANLATIMLI
Düşünce ve duyguyu güçlü ve canlı bir biçimde anlatan.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
AFERİN
Övme, takdir, beğenme vb. duyguları belirtmek için söylenen söz, bravo. Öğrencilere verilen beğenme ve takdir kâğıdı.
AH
İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.
ANTİPATİ
Sevimsizlik, soğukluk, iticilik. Karşıt duygu.
AYRILIK
Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ANALIK
Anne olma durumu. Üvey ana. Anne yerini tutan veya anne kadar yakınlık gösteren kadın. Anaca davranış. Anne olma duygusu.
ANTİSEMİTİZM
Yahudilere karşı düşmanca duygular besleyen ve Yahudilere karşı ayırt edici önlemler alınmasını isteyen görüş.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.