Kelimeler arşivi içinde; sonunda "dural" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu dural ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında dural olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde dural olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DURAL
Hep aynı durumda ve değişmeden kalan. Belli zaman aralığı içinde, olayların ve nesnelerin, sürekli denge nedeniyle kimi özelliklerinde gözlenen değişmeme durumu. Devingenliğini ve etkinliğini yitirmiş olan. Hep aynı durumda olan, değişmeden kalan, sakin.
EPİDURAL
Dura mater üzerinde bulunan.
Bu bölümde tanımı içerisinde DURAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DURUHMAH
Durulmak, berraklaşmak. Tereddüt etmek, karar verememek, duralamak.
EPİDUROGRAFİ
Epidural aralığa kontrast maddenin enjeksiyonundan sonra görüntü alınması.
DURALLIK
Dural olma durumu.
ARKDÜZEN
Yaşam etkinliklerinin sonucu olarak ortaya çıkan sıvı ve atıklarla hertürlü pisliğin, insan sağlığına dokunca vermeyecek bir biçimde konutlardan ve öteki yapılardan toplanarak arıtma ve yoketme duralgalarına taşınmasını sağlayan dizge.
DURALATMA
Duralatmak işi.
DURUKSAMAK
Tereddüt etmek, karar verememek, duralamak. Mahzunlaşmak, durgunlaşmak. Akan sıvı durulur gibi olmak.
KARTİKAİN
Yapıca prokaine benzeyen, infiltrasyon anestezisi, sinir bloku anestezisi, epidural ve spinal anestezide kullanılan yerel anestezik ilaç.
BİRZAMANLI
Zamanla olan gelişimleri düşünülmeksizin belli bir çağ içinde göz önünde tutulan dil olaylarının vasfı (BİRZAMANLILIK, Synchronie). Bunlar BİRZAMANLI veya DURALI DİLBİLİM'in (Linguistique synchrone ou statique'in) konusu olur. bk. Zamanlarsüresi.
DURALATMAK
Duralama işini yaptırmak.
DURUKSUNMAK
Tereddüt etmek, karar verememek, duralamak.
SESBİLİM
Sözlü dildeki seslerin fizik ve fizyoloji bakımından meydana gelişlerini ve uğradıkları değişiklikleri inceliyen bilim kolu. Sesbilim, belli bir zamanı veya zamanlar süresini göz önünde tuttuğuna göre BETİMLI veya DURALI (Descriptive ou statique), ve EVRİMLİ veya TARİHSEL Evolutive ou historique) diye vasıflanır. DENEYLİ SESBİLİM (Ph. expérimentale) sesleri aygıtlar kullanarak inceler. İfade içinde tuttukları yer veya oynadıkları rol dolayısıyla kelimelerin uğradıkları değişiklikleri inceliyen çeşide CÜMLE veya DİZİMLEME SESBİLİMİ (Ph. de la phrase ou syntactique) denir. Konuşurken çıkarılan sesleri inceleyen ve bunların söz konusu dilde doğru çıkışını öğreten bilim dalı.
KİLTE
Toka (saç, pantalon, vb.). Yular : Ayşe atın küfesini tak da koşduralım. İplikten ya da ipten örülmüş düğme iliği. Düğme. Toka.
ÖNBUZULTAŞI
Buzulların duralama döneminde, akıntı yönünde oluşmuş taş parçalarından bileşik yüzey ve dip morenleri yığını.
ANLAMBİLİM
Dilleri oluşturan simgelerle anlamları arasındaki ilişkileri inceleyen bilim. Kelime anlamlarını başka kelimelerinkilerle karşılaştırarak veya onların zaman içindeki gelişimlerini gözönünde tutarak inceliyen bilim, ki birincisine DURALI ANLAMBİLİM (Sém. statique) , ikincisine de EVRİMLİ veya YÜRÜMLÜ ANLAMBİLİM (Sém. évolutive ou dynamique) denir. Sözcükleri anlam yönünden inceleyen dilbilim dalı. Sözcüğün gereken duruma, yani anlatımın özüne yakışması yollarını araştıran bilgi dalı.
DURUKMAK
Tereddüt etmek, karar verememek, duralamak. Düşünceye dalmak. Mahzunlaşmak, durgunlaşmak. Uslanmak. Konuşurken susuvermek. Durmak, dinmek: Fırtına biraz duruktu. Kımıldamamak. Atılan, düşen ya da suda hareket eden bir şey önüne gelen engele takılıp durmak. Yiyecek boğazda kalmak. Duruklamak. Durmak, karar kılmak.
DURALAMA
Duralamak işi.
DURALAYIŞ
Duralama işi.