Kelimeler arşivi içinde; başında "diyet" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. diyet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu diyet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde diyet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
DİYETETİK
Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı.
DİYETİSYEN
Diyet uzmanı.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİYET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PERHİZ
Diyet. Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç.
BİREYCİ
Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.
BİREYSELLİK
Birey olma olgusu. Bir kişiyi benzerlerinden ayıran özelliklerin bütünü, ferdiyet.
İLGİ
İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
REJİM
Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. Bir devletin yönetim biçimi. Akarsu debisinin yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü. Diyet.
İLİŞKİNLİK
İlişkin olma durumu, aidiyet.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
MADDİLİK
Maddi olma durumu, cismanilik, maddesellik, maddiyet.
KULLUK
Kul olma durumu, kölelik, ubudiyet. Karakol. Kulun yaptığı iş.
KARŞITLIK
Karşıt olma durumu, zıddiyet, mübayenet, tezat, zıtlık, kontrast. İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu, karşı gelim. Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu. Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi.
SALLAPATİLİK
Sallapati olma durumu. Ciddiyetsizlik.
SONSUZLUK
Sonsuz olma durumu. Sonu olmayan gelecek zaman, ebediyet. Sonu ve sınırı olmayan uzay.
SAKARİN
Genellikle şeker hastalarının ve diyet yapanların şeker yerine kullandığı, maden kömürü katranından elde edilen, beyaz, tatlandırıcı bir madde.
GAYRİCİDDİ
Ciddi olmayan, laubali, ciddiyetsiz.
PROTOKOL
Bir toplantı, oturum, soruşturma sonunda imzalanan belge. Diplomatlıkta, devletler arasındaki ilişkilerde geçen yazışmalarda, resmî törenlerde, devlet başkanları ile onların temsilcileri arasındaki görüşmelerde uygulanan kurallar. Resmî ilişkilerde ve işlemlerde ciddiyet. Diplomatlar arasında yapılmış olan anlaşma tutanağı.
LAUBALİ
Saygısız, çekinmesi olmayan. Davranışları ölçülü, olgun olmayan, ciddiyetsiz. Aşırı samimi bir biçimde, teklifsizce. Senli benli, teklifsiz.
KEFARET
Bir günahı Tanrı'ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç. Diyet.
CIVITMAK
Cıvık duruma getirmek. Bir işi yakışık almayacak bir duruma getirmek. Ciddiyetten uzaklaşmak.
GEVŞEME
Gevşemek işi, relaks. Kalbin atmasında kasılmadan sonra gelen dinlenme ve içine kan dolma dönemi, diyastol. Para piyasasında değer yitimi. Gerilmiş vücut bölümlerinin, direnci olmadan kendi ağırlıklarıyla, bazı hareketlerle yeniden kendi durumuna gelmesi, gerilme karşıtı. Öfke, kaygı, korku vb. coşkularla artan ruhsal gerilimin ve gerilen kasların normal duruma gelmesi. İsteğin, çabanın, ciddiyetin azalması.
BİREYCİLİK
Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.