Kelimeler arşivi içinde; başında "diye" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. diye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu diye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde diye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DİYEBİLMEK, DİYEGÖRMEK, DİYETİSYEN
DİYEBİLME, DİYELTMEK, DİYETETİK
DİYECASE, DİYEKDEN, DİYELMEK
DİYELEK
DİYEK, DİYEL, DİYEM, DİYET, DİYEZ
DİYE
DİYE
Herhangi bir yargıya vararak. Diyerek. Niteleyerek.
DİYETİSYEN
Diyet uzmanı.
DİYEBİLME
Diyebilmek işi.
DİYEKDEN
Diyerekten.
DİYEM
Bir dizeyi, bir koşayı, bir konuyu yazıldığı sözcükleriyle değil; kavrandığı gibi kısaca anlatma.
DİYEZ
Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti. Yarım ton inceltilmiş (ses).
DİYEBİLMEK
Deme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİYEGÖRMEK
Söylediğinde direnmek tekrar tekrar söylemek.
DİYELTMEK
Herhangi bir şeyi dikey durdurmak.
DİYEL
Değil anlamında kullanılır.
DİYELEK
Bir dilin ayrı gelişimler sonunda, öğrenilmeden anlaşılmıyacak dereceyi bulmamak şartıyla, yayıldığı alanın türlü yerlerinde gösterdiği değişik şekillere denir.
DİYEK
Buzağıya, annesini emmemesi için takılan burunsalık.
DİYECASE
Diyecek ise.
DİYETETİK
Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
DİYELMEK
Ayakta durmak, ayağa kalkmak, dik durmak. Ayakta, dik durmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
BELGİT
Senet. Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme, hüccet, burhan.
AGULAMAK
Bebek "agu" diye ses çıkarmak.
BİNDİRİM
Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.
BELEDİYECİ
Belediye işleri görevlisi.
AMENNA
"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ARDİYECİ
Ardiye işleten kimse. Ardiyeye bakan kimse.
BİREYCİ
Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.
ARDİYECİLİK
Ardiyecinin yaptığı iş.
ALELUSUL
Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde. Âdet yerini bulsun diye.
BEKAR
Diyezli veya bemollü bir sesin eski durumuna getirilmesini gösteren nota işareti.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
BELEDİYELİK
Belediye olma durumu. Belediyeyle ilgili.
BELDE
İlçeden küçük, belediye ile yönetilen yer. Mekân, yer, çevre.
BELEDİYECİLİK
Belediye işleri.
BİREYCİLİK
Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.
ALTLAMAK
Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek.