Kelimeler arşivi içinde; başında "deli" olan, toplam 93 adet kelime bulunmaktadır. deli ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu deli ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde deli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DELİOĞLANDERESİ, DELİOĞLANSARIĞI, DELİRTİLEBİLMEK
DELİRTİLEBİLME
DELİRTEBİLMEK, DELİBEKİROĞLU, DELİBAŞŞERİDİ, DELİAHMETOĞLU
DELİBALLILAR, DELİNEBİLMEK, DELİBALTALIK, DELİRTEBİLME, DELİKANLILIK, DELİRİVERMEK, DELİREBİLMEK, DELİBOZUKLUK, DELİNİVERMEK, DELİBADILCAN, DELİALİUŞAĞI
DELİNEBİLME, DELİŞMENLİK, DELİNİVERME, DELİBEKİRLİ, DELİREBİLME, DELİRİVERME, DELİYATALĞI, DELİRTİLMEK
DELİRTİLME, DELİŞMENCE, DELİMŞİREK, DELİMSİRİK, DELİMSİREK, DELİMSEREK, DELİLENMEK, DELİBAZARI, DELİBAYRAM, DELİTOYLUK, DELİYAZMIŞ, DELİBOYNUZ, DELİCESİNE, DELİBUĞDAY, DELİVERMEK
DELİVERME, DELİSENGİ, DELİBEDİR, DELİOSMAN, DELİBİBER, DELİBAŞLI, DELİBOZUK, DELİBALTA, DELİBALAK, DELİCİLİK, DELİTÜTÜN, DELİKANLI, DELİRTMEK, DELİLENME
DELİRYUM, DELİBAŞI, DELİRMEK, DELİRTME, DELİKSİZ, DELİBEÇE, DELİSENİ, DELİSENK, DELİNMEK, DELİŞMEN, DELİBULU, DELİVELİ, DELİMSÜK, DELİMSEK, DELİTEPE
DELİSEN, DELİSEM, DELİYEL, DELİTOY, DELİRİŞ, DELİREK, DELİBAĞ, DELİNME, DELİNCE, DELİMİT, DELİLİK, DELİRME, DELİKLİ, DELİBAL, DELİBAŞ
DELİOT, DELİCİ, DELİCE
DELİL, DELİK, DELİP
DELİ
DELİ
Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.). Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın.
DELİRTEBİLME
Delirtebilmek işi.
DELİBAŞŞERİDİ
Arakonakçı olarak kullandığı koyunla sığırda delibaş hastalığını meydana getiren ve ergin evrede köpeklerin ince bağırsak asalağı olarak yaşayan, armudumsu başlı yassı solucan.
DELİOĞLANDERESİ
Sivas ilinde, Deliktaş bucağına bağlı bir bölge.
DELİKANLILIK
Delikanlı olma durumu.
DELİREBİLMEK
Delirme olasılığı bulunmak.
DELİNEBİLMEK
Delinme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DELİRİVERMEK
Ansızın delirmek.
DELİBALLILAR
Bursa şehrinde, Orhaneli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
DELİRTİLEBİLMEK
Delirtilme olasılığı bulunmak.
DELİBALTALIK
Delibalta olma durumu.
DELİRTİLEBİLME
Delirtilebilmek işi.
DELİBEKİROĞLU
Çorum ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
DELİRTEBİLMEK
Delirtme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DELİOĞLANSARIĞI
Sarığıburma tatlısı.
DELİAHMETOĞLU
Samsun ili, Lâdik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Zonguldak kenti, Devrek belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde DELİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
AMELE
Gündelikle çalışan işçi.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ARTEZYEN
Burgu ile delinerek açılan ve suyu yükseğe fışkırtan kuyu.
ALACAKLANDIRICI
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.
ARMADURA
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.
ASMOLEN
Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
AMİR
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.
ARMONİKA
Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.
AĞIRŞAK
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
AVANS
Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.
ANORMAL
Genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz. Dengesi yerinde olmayan, davranışı bozuk olan, deli, sapık.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ALAKARGA
Kargagillerden, iri gövdeli, ötücü, tüyleri alacalı bir tür kuş, kestane kargası (Garrulus glandarius). Saksağan.