DALGI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dalgı" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. dalgı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dalgı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dalgı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DALGINLAŞTIRMAK

12 harfli kelimeler

DALGINLAŞMAK

11 harfli kelimeler

DALGINLAŞMA

9 harfli kelimeler

DALGIÇLIK, DALGINLIK

8 harfli kelimeler

DALGINCA

6 harfli kelimeler

DALGIÇ, DALGIN, DALGIR

5 harfli kelimeler

DALGI

Bazı kelimelerin anlamları

DALGI

Aymazlık.

DALGINLIK

Dalgın olma durumu. Dalgınca davranış. Derin uyku durumu.

DALGINCA

Dalgın bir biçimde, dalgın olarak.

DALGINLAŞMAK

Dalgın duruma gelmek.

DALGIÇLIK

Dalgıcın mesleği, balık adamlık.

DALGIÇ

Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam, kurbağa adam. Başkasına ait olan bir şeyi habersiz alma huyunda olan kimse.

DALGINLAŞMA

Dalgınlaşmak işi.

DALGINLAŞTIRMAK

Dalgın duruma getirmek.

DALGIR

Hare.

DALGIN

Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşünceye dalan. Kendinden geçmiş bir durumda. Dikkatini belirli bir konu üstünde toplayamayan.

  -   -   -  

Anlamında DALGI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DALGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SARHOŞLUK

Sarhoş olma durumu, esriklik, mestlik, sermestlik, sermesti. Dalgınlık, şaşkınlık.

AFYONLU

İçinde afyon bulunan. Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse). Afyon yutmuş.

SÜRÇMEK

Yürürken yanlış adım atıp dengesini yitirmek. Dalgınlıkla yanlış bir iş yapmak, yanılmak.

SEHVEN

Dalgınlık veya unutkanlık sonucunda oluşan yanlışlıkla.

HARE

Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.

DALGA

Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genel olarak rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket. Bir yüzeydeki kıvrım. Geçici sevgili. Arka arkaya gelen kriz vb. olayların her biri. Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem. Gizli iş, dalavere. Titreşimin bir ortam içinde yayılma hareketi. Geçici aşk ilişkisi. Saçların kıvrım genişliği. Dalgınlık. Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.

AYMAZLIK

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.

SAYIKLAMAK

Uykuda veya bir hastalığın verdiği dalgınlık sırasında anlamsız, tutarsız sözler söylemek. İstediği, özlediği bir şeyden sürekli söz etmek.

UNUTMAK

Aklında kalmamak, hatırlamamak. Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak. Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak. Bir şeyi yapamaz duruma gelmek. Bağışlamak. Hatırdan, gönülden çıkarmak.

VURGUN

Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Silahla yaralanmış olan. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar.

AŞĞAL

Gaflet, dalgınlık.

DİKKATSİZ

İşinde dikkatli davranmayan, dalgın, savruk, özensiz.

BUĞULU

Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış. Yaşlı, nemli. Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz). Dokunaklı, pes (ses).

DİKKATSİZLİK

Dikkatsiz olma durumu, dalgınlık, savrukluk, özensizlik.

ALĞUN

Renksiz, cılız, zayıf, hastalıklı, yılgın. Lâğım, su yolu. Dalgın.

MAHMUR

Sarhoşluğun sebep olduğu sersemlik içinde olan. Süzgün, dalgın bakışlı (göz). Uykudan sonra üzerinde sersemlik, ağırlık bulunan.

FALCILIK

Falcının yaptığı iş, bakıcılık. Falın daha iyi çıkması için kişinin mücevherlerini kullanmak isteyip, dalgınlıktan yararlanarak çalma işi.

AŞIK

Aşık kemiği. Aşırma. Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse. Sevişen bir çiftten kadına oranla genellikle erkeğe verilen ad. Halk ozanı. Dalgın, kalender kimse. "Ahbap, arkadaş" anlamında kullanılan bir seslenme sözü. Yağ çıkarmak için kullanılan ağaç. Kadınların bir süs eşyası. Allah adamı, safderun, bön. Çingene. Âşık. Alıcı ile göstericilerde filmin aralı devinimini sağlayan tırnaklara gerekli devinim biçimini veren, çapraşık bir devinimi sağlayabilecek biçimde yapılmış, özeğinden geçmeyen bir eksene bağlı madenden parça. Saz çalarak şiir okuyan halk ozanı tipi. Çatıyı oluşturan ağaçlardan her biri. (Afşar Gelendost Isparta). Akıntı, cereyan. Türk gölge oyununda ciddi tiplerden biri; saz çalarak şiir okur. Halk ozanlarının ezgicilerine ve öykücülerine verilen ad. (Halk edebiyatı terimi) Saz şâiri. Tutkun, vurgun, sevdalı.

ZÜHUL

İş çokluğu veya dalgınlık sebebiyle yanılma, geciktirme, ihmal etme.

ELMABAŞ

Tepeli dalgıç.