Kelimeler arşivi içinde; sonunda "cula" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu cula ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında cula olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde cula olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
NEOTROMBİCULA
EUTROMBİCULA
TROMBİCULA
KARACULA
CINCULA, CUMCULA
HACULA, NUCULA
CULA
CULA
Karga. Yuvasını sarp kayalıklara yapan ve eti yenen, kargaya benzeyen bir çeşit kuş.
HACULA
Boğazında kırmızı halka bulunan ufak cüsseli bir kuş.
TROMBİCULA
Trombiculidae ailesinde, Eutrombicula ve Leptotrombidium olmak üzere iki alt cinsi bulunan, larvalarına şigger adını alan ve ısırıkları insan dâhil birçok omurgalıda dermatitise neden olan, kimi türleri Asya ve Pasifik ülkelerinde fundalık tifüsünü yayan bir akar cinsi.
KARACULA
Buğday tarlalarında biten yuvarlak, kara tohumlu bir çeşit bitki.
CINCULA
Düzgün eğrilemeyen kıl, yün ve pamuk.
EUTROMBİCULA
Trombicula cinsinde bulunan alt cins.
CUMCULA
Sırılsıklam.
NUCULA
Fındık midyeleri.
NEOTROMBİCULA
Trombiculidae ailesinde bulunan akar cinsi.
Bu bölümde tanımı içerisinde CULA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
AYIKULAĞI
Bir tür çuha çiçeği (Primula auricula).
DOĞAÇLAMA
Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.
BİRDİRBİR
Oyuncuların birbirinin üstünden atlayarak oynadıkları bir oyun.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
DİŞLİK
Boks vb. oyunlarda oyuncuların dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine yerleştirdikleri kauçuk koruyucu.
AVLAMA
Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.
BARKAROL
Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı. Ritmi üç zamanlı müzik eseri.
DIŞ
Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.
BUĞDAYCIL
Bataklık yerlerde, patates, pancar tarlalarında yaşayan göçücü bir kuş (Luscinia svecica cyanecula).
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ÇALIMLAMAK
Bir oyuncu topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmek. Kandırmak. Bir fırsattan yararlanarak bir başkasının hakkı olan bir şeyi ele geçirmek.
ÇOBANDEĞNEĞİ
Karabuğdaygillerden, beyaz veya pembe çiçekli, yürek biçimi yapraklı, otsu bir kır bitkisi (Polygonum aviculare).
DEĞNEKÇİ
Motorlu taşıtların çalıştığı yerlerde yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse, kâhya. Şehir düzeni ile ilgili görevli. Parklarda düzeni sağlamaya çalışan kimse.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
ÇALIM
Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.
ÇAĞRICI
Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi. Mübaşir. Sahnede oyuncuları takdim eden kimse.
BACAKLIK
Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.
BALDIRAN
Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen zehirli bitkilerin ortak adı, ağı otu, baldırgan (Conium maculatum). Bu bitkiden çıkarılan zehir, baldırgan.
BAŞDEKORCU
Dekorcuların başı, dekor hazırlamada en üst sorumlu.