CEZA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "ceza" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. ceza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu ceza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ceza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

CEZALANDIRABİLMEK

16 harfli kelimeler

CEZALANDIRABİLME

15 harfli kelimeler

CEZALANDIRILMAK

14 harfli kelimeler

CEZALANDIRILMA

13 harfli kelimeler

CEZALANDIRMAK

12 harfli kelimeler

CEZALANDIRMA

10 harfli kelimeler

CEZASIZLIK, CEZALANMAK

9 harfli kelimeler

CEZALANMA, CEZAYİRLİ, CEZASIZCA

7 harfli kelimeler

CEZALET, CEZASIZ, CEZAYİR, CEZAEVİ

6 harfli kelimeler

CEZALI

5 harfli kelimeler

CEZAİ

4 harfli kelimeler

CEZA

Bazı kelimelerin anlamları

CEZA

Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım. Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım.

CEZALANDIRILMA

Cezalandırılmak işi.

CEZALANMAK

Cezaya çarpılmak.

CEZALANDIRMA

Cezalandırmak işi.

CEZALANDIRABİLMEK

Cezalandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

CEZALANDIRABİLME

Cezalandırabilmek işi.

CEZASIZCA

Cezasız bir biçimde.

CEZASIZ

Cezaya çarptırılmamış, cezalandırılmamış.

CEZALANMA

Cezalanmak işi.

CEZAYİR

Adalar.

CEZALANDIRILMAK

Cezaya çarptırılmak, ceza verilmek, tecziye edilmek.

CEZAEVİ

Hükümlülerin içinde tutuldukları yapı, hapishane, mahpushane, dam, kodes, mahbes.

CEZALANDIRMAK

Bir kimseye veya varlığa ceza vermek.

CEZAYİRLİ

Cezayir halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

CEZASIZLIK

Cezasız olma durumu.

CEZALET

(Divan edebiyatı terimi) Bazı kelimelerin kulağa kuvvetli gelmesi hali. Sözcüklerin, savaş ve benzeri konulardaki sertliğe -sesleriyle- uygun düşerek kulağı okşamaları: / Kemend-i can-gündazı ejder-i kahrolsa cellâdın / Müreccahtır yine bin kerre zencir-i esaretten (Namık Kemal).

  -   -   -  

Anlamında CEZA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde CEZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DELİK

Dar, küçük açıklık. Cezaevi. Delinmiş olan. Dar, küçük çukur. Küçük hayvan yuvası.

ENGİZİSYON

Orta Çağda, Katoliklerde katı din inançlarına karşı gelenleri cezalandırmak için kurulan kilise mahkemelerinin adı.

DİNAR

Bahreyn, Cezayir, Irak, Karadağ, Kuveyt, Libya, Sırbistan, Tunus ve Ürdün kullanılan para birimi. Eski Yugoslavya'da kullanılan para birimi. Altın liranın yaklaşık dörtte biri değerinde olan eski bir para. Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

FERMANLI

Hükûmete karşı gelmek suçuyla aranan ve cezalandırılması için hakkında ferman çıkan (kimse). Kimseden korkusu olmayıp dilediği gibi davranan.

CEZAİ

Ceza ile ilgili, cezaya ilişkin, cezaya dayanan.

CELLAT

Ölüm cezasına çarptırılanları öldürmekle görevli olan kimse. Acımasız, katı yürekli, kolaylıkla suç işleyen, zalim.

DARAĞACI

İdam cezası alanları asmak için kurulan sehpa, yağlı ip.

AZAP

Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.

CEZALI

Cezalandırılmış (kimse).

BELA

İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum. Hak edilen ceza. Büyük zarar ve sıkıntıya yol açan olay veya kimse.

FALAKA

Ceza olarak ayak tabanlarına vurmakta kullanılan, ayakları uygun bir durumda sıkıştırıp tutan, kalınca bir sopa ile bunun iki ucuna bağlı bir ipi olan cezalandırma aracı. Bu araçla uygulanan dayak cezası. Bazı kaldıraçlarda kullanılan ucu iple bağlı ağaç parçası.

BAĞIŞLAMAK

Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.

GARDİYAN

Cezaevlerinde düzeni, tutukluların kurallara uygun biçimde davranmalarını sağlamakla görevli kimse.

DAYI

Annenin erkek kardeşi. Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici. Kabadayı. Kayırıcı. Cesur, yiğit. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.

EBE

Doğum işini yaptıran kadın. Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi. Büyükanne, nine.

CEHENNEM

Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu. Çok sıkıntılı yer.

BERBERİ

Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

BULMAK

Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. Bir şeyi elde etmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Hatırlamak. Sağlamak, temin etmek. Seçmek. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak.

BUKAĞI

Ağır cezalıların ayaklarına takılıp ucuna pranga bağlanan demir halka. Kaçmaması için hayvanların ayağına takılan zincir, demir köstek.