Kelimeler arşivi içinde; sonunda "celik" olan, toplam 38 adet kelime bulunmaktadır. Sonu celik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında celik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde celik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İLİŞMEZCELİK, ÇÜRÜMENCELİK
KESKENCELİK, KENDİNCELİK, GİZLENCELİK, BİLMEZCELİK, BELLEMCELİK, BELLENCELİK
ÜSTENCELİK, ŞİRİNCELİK, ÖRGEMCELİK, ERĞENCELİK, ERGENCELİK, DÜZMECELİK, DÜĞÜNCELİK, DEMEZCELİK, BİLMECELİK, EĞLENCELİK, ÖĞRENCELİK, GÖRÜMCELİK
ÜSTECELİK, PERİCELİK, FERACELİK, ÖRENCELİK, EMMİCELİK, GÖRECELİK
ZEVCELİK, GÜNCELİK, EBECELİK
HECELİK, İNCELİK, GECELİK, NİCELİK, ÖZCELİK, ÖNCELİK, YÜCELİK, CÜCELİK
CELİK
CELİK
Yavru: Şu celik kuşa bak. Moloz. Çakıl, çakıl yığını. Ufak.
KENDİNCELİK
Bir ölçek sınarının seçimi, ölçek konum ve ağırlıklarının saptanmasında, öznel ve ölçünsüz yargılara dayanma.
İLİŞMEZCELİK
(Söz sanatı terimi) Söylenmiyen kısmın önemli olduğunu telkin edecek şekilde bir konuya hafifçe temas ederek geçme.
BELLEMCELİK
Öğrenmek için yapılan iş, alıştırma, temrin.
ŞİRİNCELİK
Nişan için yapılan şerbet töreni.
ÇÜRÜMENCELİK
Oyunda puan kaybetmemek için söylenir.
ERGENCELİK
Evlenmemiş kız ya da erkeğin yüzünde ve boynunda çıkan sivilceler. Dul bir kadının, genç bir erkekle evlendiği zaman kocasına verdiği armağan, tazminat. Dul bir kadının evlendiği genç erkeğe verdiği hediye.
DÜĞÜNCELİK
Düğün yapanlara komşuları tarafından yapılan erzak yardımı.
GİZLENCELİK
Bayramlarda ve belli günlerde giyilen güzel elbise.
BİLMEZCELİK
(Söz sanatı terimi) Birinin, bildiği belli olan bir şeyi, nükte yapmış olmak için, bilmez gibi davranması.
ÖRGEMCELİK
Bir şeyi öğrenmek, alışmak için yapılan iş.
ERĞENCELİK
Evlenmemiş kız ya da erkeğin yüzünde ve boynunda çıkan sivilceler.
DÜZMECELİK
Düzmece olma durumu.
ÜSTENCELİK
Üstelik, fazladan.
BELLENCELİK
Öğrenmek için yapılan iş, alıştırma, temrin.
KESKENCELİK
Hız. Dikkat.
Bu bölümde tanımı içerisinde CELİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EDEP
Toplum töresine uygun davranma. İyi ahlak, incelik, terbiye.
ESNAF
Küçük sermaye ve zanaat sahibi. Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse. Kötü yola sapmış olan kadın.
DÜZEY
Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.
BİLİNMEYEN
Değeri belli olmayan, bilinmedik (nicelik), bilinmez, meçhul.
DUYGULULUK
Tepkilerin öncelikle duygulara dayanması durumu. Uyarımları almadaki incelik. Çabuk, kolay heyecanlanma eğilimi.
DEĞNEK
Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak. Değnekle atılan dayak.
ENVANTER
Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını, nicelikleri ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme. Bu durumu gösteren çizelge. Mal ve değerlere ait döküm.
BÜTÇE
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
DENKLEM
İçinde yer alan bazı niceliklere ancak uygun bir değer verildiği zaman sağlanabilen eşitlik, muadele. Bir yanında olaya giren çeşitli maddelerin formülleri, öteki yanında da tepkime sonucu oluşan yeni maddelerin formülleri bulunan eşitlik.
ÇOK
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
DOĞUŞTANCILIK
Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm.
DEĞİŞKEN
Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, değişici, mütehavvil. Geometride, bir koninin odağından çıkan dikeyin konikle kesiştiği noktaya kadar olan parçanın uzunluğu, parametre. Değişik sayı değerleri alabilen nicelik. Bir istatistik bütünün belli başlı niteliklerini daha basit ve kısa olarak gösterme olanağı veren ölçülebilir büyüklük, parametre. Cebirde bir denklemin katsayılarına giren değişken nicelik, parametre.
ÇITKIRILDIM
Aşırı incelik, dayanıksızlık ve çekingenlik gösteren (kimse).
BİLİNEN
Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.
AZ
Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Azot elementinin simgesi.
BOL
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
CEBİR
Zor, zorlayış. Artı ve eksi gerçek sayılarla, bunların yerini tutan harfler yardımıyla nicelikler arasında genel bağlantılar kuran matematik kolu.
BAĞINTICILIK
Görecelik.
ELEŞTİRİCİ
Bir işi bütün incelikleriyle değerlendiren. Yerli yersiz her şeyi eleştiren kimse.
AZAMİ
En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik), maksimum, maksimal. Maksimum.