Kelimeler arşivi içinde; başında "bütün" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. bütün ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bütün ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bütün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME
BÜTÜNLEŞTİRİLMEK
BÜTÜNLEYEBİLMEK, BÜTÜNLETEBİLMEK, BÜTÜNLENEBİLMEK, BÜTÜNLEŞEBİLMEK, BÜTÜNLEŞTİRİLME
BÜTÜNLEYEBİLME, BÜTÜNLENEBİLME, BÜTÜNLETEBİLME, BÜTÜNLEŞTİRMEK, BÜTÜNLEŞEBİLME
BÜTÜNLEŞTİRME
BÜTÜNSELLİK, BÜTÜNLEYİCİ, BÜTÜNLETMEK, BÜTÜNLEŞMEK, BÜTÜNLENMEK, BÜTÜNLEMELİ, BÜTÜNCÜLLÜK
BÜTÜNLEŞME, BÜTÜNLEŞİK, BÜTÜNLENME, BÜTÜNLETME, BÜTÜNLEMEK, BÜTÜNLEYEN
BÜTÜNLEME
BÜTÜNLER, BÜTÜNCÜL, BÜTÜNLÜK, BÜTÜNSEL
BÜTÜN
BÜTÜN
Eksiksiz, tam. Bozuk olmayan (para). Birlik, tamlık. Parçalanmamış. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi.
BÜTÜNLETEBİLMEK
Bütünletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME
Bütünleştirebilmek işi.
BÜTÜNLEŞEBİLME
Bütünleşebilmek işi.
BÜTÜNLEŞTİRİLME
Bütünleştirilmek işi.
BÜTÜNLEŞTİRİLMEK
Bütünleşmesi sağlanmak.
BÜTÜNLEYEBİLME
Bütünleyebilmek işi.
BÜTÜNLEŞEBİLMEK
Bütünleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLETEBİLME
Bütünletebilmek işi.
BÜTÜNLEYİCİ
Çekimi eksikli olan (Fran. aller fiili gibi) fiillerde yer dolduran (je vais, tu vas, il va) kabilinden şekillere denir. Dilimizde olmak fiili bazı zaman şekillerinde imek fiilinin bütünleyicisi olur.
BÜTÜNLENEBİLME
Bütünlenebilmek işi.
BÜTÜNLEŞTİRMEK
Bütün duruma getirmek.
BÜTÜNLENEBİLMEK
Bütünlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNSELLİK
Bütünsel olma durumu, totallik.
BÜTÜNLEŞTİRME
Bütünleştirmek işi.
BÜTÜNLEYEBİLMEK
Bütünleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BÜTÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
AKTİNOLOJİ
Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ALFABE
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ARKEGON
Eğrelti otlarında, bütün kara yosunlarında, bazı su yosunlarında ve açık tohumlularda görülen dişilik organı.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AİLECE
Bütün aile ile, ailecek.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
ANAPARA
İşletilen paranın faiz katılmamış bütünü.
ARASAT
Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin dirilip toplanacakları yer.
APAYRI
Büsbütün ayrı, bambaşka.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
ALİZE
Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr.
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.