BURASI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "burası" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. burası ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu burası ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde burası olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BURASI

Bu yer, bura.

  -   -   -  

Anlamında BURASI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BURASI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEPÜK

Tekme, çifte. Kuru: Burası depükmüş, sergen serilebilir. Kuru, kuru yer.

KARMALAMAK

Avuçta sıkmak, avuçlamak. Tavanı kireç ya da çamurla kaplamak. Şurasından burasından kavramak, avuç içine alıp tutmak.

PİROTOPLAZMA

(Yun, protos = ilk, Yun. plasma=biçim), Canlı göze maddesi. Pelte kıvamında, yarı sıvı, renksiz ve saydam bir madde olup çokça su kapsar. Organizma canlı olduğu sürece burası metabolizma olaylarının olduğu yerdir Yapı bakımından sitoplâzma ve, çekirdekten oluşur.

BAYADAN

Her zaman, çoktan beri, şimdiye kadar: Bayadan bu rahatı bulduğun mu vardı sanki?. Çok evvel, eskiden: Bayadan burası çok kalabalıktı.

DABANNARI

Tabanları anlamında kullanılır: Burası sana yaramaz dabannarı yağla.

ÖYMEK

Sakız ve benzerleri maddeleri özleştirmek. İki ya da daha çok şeyleri ezerek, yoğurarak iyice birbirine karıştırmak. Karmak : Çamuru öyüp duvara sıvayalım. Sıvı şeyleri sürmek, bulaştırmak : Pekmezi üzerine öğme. Yağ ve benzerleri Maddeler düştüğü yerde yayılıp leke yapmak. Yayılmak, otlamak : Koyunlar öydü. Bozmak : Burası yeni boyandı, çocukların öymemesi için kapıyı kitlemeli. İçine geçmek : Hafif yağan yağmur toprağa iyi öğer. Övmek. Yağ ve benzerleri maddeler düştüğü yerde yayılmak leke bırakmak. Yanmak. Ezmek.

BURALIK

Bura, burası.

GABAN

Meşe kozalağı. İri, büyük, seçme. Yokuş: Burası çok gaban. Geçit vermeyen dik ve sarp kayalar. Dağların ve kayaların yarılmasıyle meydana gelen geçit, yol. Büyük taş yığını. Yaban domuzu. Eski türkçe kaban: kayalık sırt; taşlık ve balkanlık yamaç.

DİTDİRİVERMEK

Tarlayı gelişigüzel sürmek: Tarlanın orasından burasından ditdirip bırakıverdiler.

GEÇEMEK

Dar geçit, boğaz. Yol uğrağı: Burası bir eyi geçemek yeridir.

BAYINMAK

Bayılmak: Akşam bizim çocuk bayındı. Uyumak. Kendini bir şeye vermek, dalmak. Hasta kendinden geçmek. Tahammül etmek: Burası çok sıcak hiç bayınamıyorum. Vermek, ödemek (argo): Bu tabancaya 250 lira bayındım. Büyümek, boylanmak. Bayılmak.

MİRİLİ

Çok, pek çok : Bu adamın parası mirilidir. Büsbütün, temelli verilmiş: Burası sana mirili mi ?. Gerektiğinde toplanan aylıklı asker. Devletin gelir kaynakları.