Sonu BOYDAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "boydan" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu boydan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında boydan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde boydan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

BOYDAN

Göçmen kadınların kışın giydikleri uzun etekli giysi. (Yeniköy, İnönü Eskişehir). Yalnız kolları takma olan giysi. (Yalvaç Isparta). Oğlan evinin geline gönderdiği giysi. (Afşar Gelendost Isparta).

ULUBOYDAN

Yüksek perdeden.

  -   -   -  

Anlamında BOYDAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BOYDAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

SAMANYOLU

Açık gecelerde gökyüzünde boydan boya görülen uzun, bol yıldızlı, ışıklı şerit, Gökyolu, Hacılaryolu, Hacıyolu, Kehkeşan, Samanuğrusu.

KUMANDI

Kuzey Altaylarda yaşayan bir Türk boyu. Bu boydan olan kimse.

OMURGA

Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.

SALINDIRMA

Çatı altına boydan boya konulan ağaçlardan biri.

ÇERKEZ

Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse.

AŞİRET

Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk, oymak.

HATIL

Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi.

HAZAR

Barış. VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse.

GÖBEDEK

Yeni doğan kuzu için çobanın kuzu sahibinden aldığı bahşiş. Ortası boydan boya delik, üzerine iplik sarılan ağaç makara: Göbedeğin deliği kecefeyi tutmaz oldu. Lohusa ziyaretine gidildiğinde ikram edilen yiyecekler.

KİNİŞ

Marangozlukta tahta üzerine boydan boya açılan, kesiti kare veya dikdörtgen biçiminde kanal.

KUMUK

Dağıstan'da yaşayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse.

BODAM

Yapıya büyük kiriş atıldıktan sonra iki tarafta kalan boydan boya bölmeler. Küçük çapa.

BOZOK

Özel bir ezgisi bulunan türkü. 24 Oğuz boyundan on ikisine verilen ad. Osmanoğulları bu boydan gelmiştir. Mardin şehrinde, Kocatepe bucağına bağlı bir yer.

KILCALKURTLAR

Bir dizi gözeden yapılma yemek boruları kılcal ve yarı boydan kısa, yumurtalıkları tek, gövdelerinin son ucu ön ucundan kalın olmayan yuvarlak solucanlar familyası.

FLEBEKTAZİ

Toplardamarın boydan boya genişlemesi. İneklerde meme toplardamarında; atlarda ise torasika eksterna, safena ve spermatika toplardamarlarında rastlanır, varikosite, varikozis.

ÖZTAHTA

Ortasında boydan boya öz bulunacak biçiminde tomruğun ortasından çıkarılan tahta.

MAKROSİT

Anizositoz gösteren kırmızı kan hücrelerinin normal boydan büyük olanı. Aşırı derecede büyük alyuvar.

PONKSİYON

Vücudun herhangi bir boşluğunda bulunan bir sıvıyı akıtmak veya çekmek için içi boydan boya açık bir iğneyi batırma işi.

FRİZ

Tavandan inerek sahnenin üst kısmını, sahne boyunca kaplayan kısa, dar perde. Eski Yunan ve Roma yapılarında taban kirişi ile çatı arasında kalan, üzeri boydan boya kabartmalarla süslü bölüm, efriz.