Kelimeler arşivi içinde; sonunda "borsa" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu borsa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında borsa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde borsa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BORSA
Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer.
KARABORSA
Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BORSA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TUTAM
Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi veya pay, hisse, parti, lot.
DERİNLİK
Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
BORSACI
Değerli kâğıt, para ve tahvil üzerine borsa oyunu yapan kimse.
KAĞIT
Hamur durumuna getirilmiş türlü bitkisel maddelerden yapılan, yazı yazmaya, baskı yapmaya, bir şey sarmaya yarayan kuru, ince yaprak. Bu yapraktan yapılmış. Yazılı kâğıt yaprağı, pusula, tezkere. Yazılı sınav kâğıdı. İskambil kâğıdı. Belge ve doküman. Menkul kıymetler borsasında işlem gören tahvil, hisse senedi gibi mali değeri olan senet. Menkul kıymetler. 9. hlk. Kâğıt para. Yazı yazmak, baskı yapmak, bir şey ambalajlamak gibi amaçlarda kullanılabilen, hamur durumuna getirilmiş bitkisel liflerden yapılan kuru ve ince yaprak.
TRADER
İsim şeklinde kullanılırsa; tüccar, ticaret gemisi, tacir veya borsa simsarı anlamlarına da gelmektedir. Diğer bir anlamı da kendi çıkarları peşinde koşan insan'dır.
BORSACILIK
Borsacının yaptığı iş.
KOTASYON
Geçer değer. Bir şirkete ait taşınır değerlerin borsada işlem görmesine izin verilmesi. Belirli bir tarihte döviz veya taşınır değerler borsalarında aracıların belirleyerek ilan ettikleri döviz ya da taşınır değerin alış ve satış fiyatı.
YÖNLENDİRİM
Piyasadaki iktisadi karar birimlerinin kararlarını belli bir sonucu elde etmek amacıyla etkileme. Borsada bir kişi veya grubun diğer yatırımcıları genellikle yasa dışı yöntemlerle yanlış yönlendirerek normalüstü kazançlar elde etmek amacıyla taşınır değerleri alıp satması.
NÖROİKTİSAT
Nöroloji, iktisat, psikolojiden etkilenerek iktisadi karar birimlerinin borsa oyunları, işbırakımları, tasarruf eğilimleri, tüketim tercihleri gibi davranışlarında beyin dalgalarının oynadığı role dikkatleri çekerek, özellikle reklâmcılıkta başvurulan bir çözümleme yöntemi.
HACİMSİZ
Hacmi olmayan, oylumsuz. Borsada gerçekleştirilen yetersiz tutarda alım satım.
KULİS
Sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan bölüm. Borsa dışında alışveriş yeri. Bir işin, bir hareketin gizli hazırlık konuşması. Bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapılmış olan yer.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
KARABORSACILIK
Karaborsacı olma durumu.
KARABORSACI
Karaborsacılık yapan kimse.
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.
TAKASBANK
Borsada işlem gören senetlerin saklanması ve senetlerin fiziki dolaşımı olmaksızın işlemlerin düzgün olarak işlemesi amacıyla oluşturulan kurum.
ŞAHNA
1.Öşür toplayıcı. 2.Harman bekçisi. 3.Borsa komiseri. 1.Başak. 2.Ekin bağlamı. 3.Harmanda, çevreye yığılan sap. Tahta parmaklık. Tahıl vergisi toplayan görevli (eskiden). Kaplumbağa. Arapça kökenli şahne: Eskiden, yüksek dereceli asayiş görevlisi. "Tejleri şahnaya verdi.". Arapça kökenli şahne: eskiden yüksek dereceli bir asayiş görevlisi. Subaşı, inzibat ve asayiş memuru. İçel şehri, Elvanlı bucağına bağlı bir bölge.