Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bakar" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bakar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bakar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bakar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TAŞLIBAKAR
AYNABAKAR, AHARBAKAR
ALABAKAR, KORBAKAR
BAKAR
BAKAR
Ayna.
KORBAKAR
Kötü ruhlu.
AYNABAKAR
Büyük, yumurtamsı, kırmızımsı mavi renkli bir tür erik.
ALABAKAR
Turuncu, kırmızıya çalar renk: Alabakar kilim dokuttum.
TAŞLIBAKAR
Kilis ilinde, Elbeyli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
AHARBAKAR
Eğiklik, meyil. Şaşı.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAHARKOR
Bakarkör.
AMOROTİK
Kör, bakar kör, körlükle ilgili olan.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
FAL
Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı.
BAKAYORURKEN
Bakarken, bakıpdururken, bakmakta iken.
AMAROZİS
Bakar körlük.
FRENOLOJİ
Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihinsel yeteneğini inceleme.
AYUK
Ayılmış, uyanık, aklı başında. Taş topluluğu: Bu gün ayuk ayıklıyacağız. Artık. Biraz, azıcık: Bana ayuk bakar mısın?. Artık, bundan böyle.
ŞİŞİNMEK
Surat asmak, dargın durmak. Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek, kabarmak, gururlanmak. Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek.
GÖRE
Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.
BAKALAK
Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
MUVAKKİT
Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse.
KAVLİNCE
Kavline göre, sözüne bakarak.
ANITMAK
Vurmaya niyet etmek, korkutmak kasdiyle vuracakmış gibi yapmak. Aptal aptal, şaşkın şaşkın bakarak durmak, baka kalmak. Elle kovalamak, ürkütmek: Arıyı anıtma büsbütün azar. Bön bön, aptal aptal bakmak. Anlatabilmek, aklına koymak. İşi özensiz yapmak. İlgisiz davranmak.
KEBZECİ
Koyunların kürek kemiğine bakarak gelecekten haber verdiğini ileri süren kimse.
SERAP
Atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen göz yanılması, uzaktaki bir cisme bakarken sanki bir su yüzeyinden yansıyormuş gibi cisimle birlikte ters görüntünün oluşumu, ılgım, yalgın, pusarık.
BAHALAK
Bakarak.
AMOROZİS
Bakar körlük.
KESMECE
Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.