Kelimeler arşivi içinde; sonunda "atıcı" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu atıcı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında atıcı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde atıcı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BEYAZLATICI, AYDINLATICI, YAVAŞLATICI
YUMUŞATICI
PARLATICI, BAŞLATICI, TINLATICI
ISLATICI, YARATICI, ANLATICI
UZATICI
ÇATICI, SATICI
ATICI
ATICI
İyi nişan alan, attığını vuran (kimse). Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen (kimse).
UZATICI
Sözü boşuna uzatan kişi (UZATICILIK, Prolixité).
AYDINLATICI
Işık veren.
TINLATICI
Sesi tınlatmada kullanılan boşluklar; bunların en bilinenleri gırtlak, ağız, burun, alın, göğüs, karın boşluklarıdır.
ISLATICI
Yapıştırmadan önce pulları, zarfları, etiketleri ıslatmaya yarayan araç.
PARLATICI
Parlatma özelliği olan (nesne).
YARATICI
Yaratma yeteneği olan, kreatif. Zekâ, düşünce ve hayal gücünden yararlanarak görülmeyen yeni bir şey ortaya koyan, yapan, kreatif.
YUMUŞATICI
Yumuşamayı sağlayan kimyasal madde. Teskin edici.
YAVAŞLATICI
Bir kimyasal tepkimenin hızını yavaşlatmak ve kimi zaman da durdurmak için kullanılan kimyasal özdek. Nötronların hızlarını azaltabilen fakat nötron tutma eğilimi olmayan (ağır su içinde döteryum, berilyum, grafit gibi) düşük atom kütleli maddeler. Fizyon tepkimesinde ortaya çıkan yüksek enerjili nötronları yavaşlatarak, fizyonu azaltan madde. (moderatör) Zincir tepkimesinin en iyi koşullarda oluşmasını sağlamak amacıyla, hızlı nötron yayınımını yavaşlatarak 20000 km/ s'den 2 km/s'ye indirmeye yarayan grafit, hafif su ya da ağır su oluşumlu madde.
BEYAZLATICI
Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse). Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde.
BAŞLATICI
Elektrotların ön ısınmasını ve sıra bağlanmış endüktans bobiniyle birlikte bir yüksek gerilim yaratarak boşalmalı lambanın ve özellikle flüorışıl lambanın yanmasını sağlayan aygıt. Polimerleşme tepkimelerinde, zincir tepkimesini başlatan yapı veya molekül.
SATICI
Alıcıya bir şey satan kimse.
ÇATICI
Çatma işini yapan kimse. Çatı işlerini yapan kimse.
ANLATICI
Ortaçağ'da oyun sırasında az da olsa anlatan, özet ve yorum yapan ya da oyunun bölümlerini birbirine bağlayan oyuncu. Çağdaş tiyatroda özellikle göstermeci nitelikteki oyunlarda sahne üzerinde geçmeyen kişileri ve olayları özetleyen yoruma yardımcı oyun kişisi. Bir anlatıda olayları, olguları, durumları öyküleyen kişi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATICI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BALTRAP
Atıcılıkta hedef vazifesi gören plakaları havaya fırlatan yaylı alet.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
DİKEN
Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu vb. bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri. Bu çıkıntıları çok olan bitki.
ATICILIK
Atıcı olma durumu. Bazı ateşli silahlar kullanarak yapılmış olan spor.
AYAKÇI
Ayak işlerinde kullanılan kimse. Bir iş süresince tutulan hizmetçi. Otobüs terminallerinde yolcuyu kendi şirketinden bilet almaya yönlendiren kimse. Gezici satıcı, çerçi.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
DEMİURGOS
Eflatun felsefesinde evreni yaratan, yaratıcı Tanrı.
ALDATMACA
Aldatmaya dayanan davranış, aldatıcı oyun, dubara.
ESİN
Etkilenme, çağrışım veya içe doğmayla akla gelen yaratıcı duygu, düşünce, ilham. Sabah yeli.
CİLA
Bir şeyi parlatmak için kullanılan kimyasal bileşik. Sert içkiden sonra içilen hafif içki. Parlaklık. Bir şeydeki aldatıcı, göz boyayıcı durum. Gereksiz süs, gösteriş.
DOĞURUCU
Yeni düşünceleri ortaya koyan (kimse), üretken, yaratıcı.
ÇATICILIK
Çatıcı olma durumu. Çatıcının yaptığı iş.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
DEİZM
Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.
BOYA
Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.
DALGAKIRAN
Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.
AMİR
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.
GARPÇI
Batıcı.
FATURA
Satılan bir malın cinsini, miktarını ve fiyatını bildirmek için satıcının alıcıya verdiği hesap pusulası.
FERMUAR
Giysi, çanta vb. yerlerde kullanılan, karşılıklı dişler ve bunların üzerinde yürüyen kapatıcıdan oluşan düzenek, cırcır, carcur.