Kelimeler arşivi içinde; başında "aman" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. aman ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu aman ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde aman olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AMANSIZCASINA
AMANDİBULATA
AMANSIZLIK, AMANNANMAK
AMANTADİN, AMANSIZCA
AMANİTİN, AMANNAME
AMANİTA, AMANSIZ
AMANIN, AMANİN, AMANLI, AMANLU, AMANIK, AMANIĞ, AMANET, AMANCI, AMANAT
AMANI, AMANT
AMAN
AMAN
Yardım istenildiğini anlatan bir söz. Dikkat çekmek için kullanılan bir söz. Bir suçun bağışlanmasının istendiğini anlatan bir söz. Şaşma anlatan bir söz. Rica anlatan bir söz. Çok beğenmeyi anlatan bir söz: Aman ne güzel şey! Bu anlamda kullanıldığında buna da edatı da getirilebilir. (ama:n) Usanç ve öfke anlatan bir söz.
AMANIN
Korkma ve şaşma sözü.
AMANSIZLIK
Amansız olma durumu.
AMANNAME
İslam devletlerinde düşmana güvenlik içinde olduğunu bildirmek üzere verilen belge.
AMANİTİN
Karaciğer ve sinirleri etkileyen cıvık mantarların polipeptit yapısındaki toksini.
AMANNANMAK
Denge bozulmak, meyillenmek: Heybe amannandı.
AMANLU
Aman dileyip andlaşma yapan.
AMANDİBULATA
Antenleri ve alt çeneleri bulunmayan örümcek, akrep, kene ve uyuz etkenleri gibi eklem bacaklılar. Bu canlılarda ağzın arkasındaki birinci ek yapı keliser adı verilen beslenme organına dönüştüğünden bu alt bölümdeki canlılar Chelicerata olarak da adlandırılmaktadır.
AMANSIZ
Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman.
AMANTADİN
Etkisini, virüs partikülleri hücre içine alınırken onları çevreleyen vakuollerin pH'sını tamponlayıp buradaki asitleşmeyi önlemesi sonucunda virüs zarfının endozom zarıyla birleşmesini engelleyerek viral genetik materyalin konakçı hücresinin sitoplazmasına taşınmasını önleyerek gösteren ve yalnızca enflüenza A virüsünün suşlarına karşı etkili olan antiviral ilaç.
AMANLI
Meyilli, eğri. Osmanlı ülkelerinde oturmasına izin verilen yabancı uyruklu kimse. Yabancı ülkelerde dolaşan ya da oturan Müslüman.
AMANIK
Korku, dehşet, hayret, üzüntü, sevinç bildirir ünlem.
AMANİTA
Yapısında siklopeptit yapılı zehirli bileşikler içeren, şiddetli karaciğer, böbrek ve mide hastalıklarına neden olan şapkalı mantar türü.
AMANSIZCA
Öldürücü bir durumda, acımasız olarak, amansızcasına. Hoşgörüsüz olarak, amansızcasına.
AMANSIZCASINA
Amansızca.
AMANİN
Korku, dehşet, hayret, üzüntü, sevinç bildirir ünlem.
Bu bölümde tanımı içerisinde AMAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.
AGU
Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses.
ALP
Yiğit, kahraman.
ANGIÇ
Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat.
AKOMPANYATÖR
Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
ALELADE
Her zaman görülen, olağan. Bayağı.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ANDIRIN
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri.
AFŞİN
Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
ALGORİTMA
Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
ALIŞILMIŞ
Her zamanki, mutat.
ALAMANA
Balık avlamakta veya yük taşımakta kullanılan, tek veya iki direkli ve açık güverteli, büyük kayık, alamanata.
ANTEN
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.
AHİREN
Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda. Son olarak.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.