Kelimeler arşivi içinde; sonunda "akıcı" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. Sonu akıcı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında akıcı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde akıcı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÇALIKAKICI
IRAKICI
BAKICI, ÇAKICI, RAKICI, YAKICI, TAKICI
AKICI
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
YAKICI
Yakma özelliği olan, yakan. Etkili, dokunaklı. Başka bir maddeyle birleşerek o maddenin yanmasını sağlayan (madde). Yakı yapan ya da satan kimse.
TAKICI
Alıcıya boş filmin takılıp, kullanılan filmin çıkarılması işini gerçekleştiren, boş ve dolu filmleri koruyan kimse.
IRAKICI
Çok içki içen, ayyaş, başıboş.
RAKICI
Rakı yapan veya satan kimse. Rakı içen kimse.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
ÇAKICI
Bıçakçı.
ÇALIKAKICI
Yolkesiciliğe özenen.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKICI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KALIN
Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Enli ve gür (kaş). Pes (ses). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Etli, dolgun.
KURU
Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.
NEMRUT
Yüzü gülmeyen. Acımaz, can yakıcı.
FALCILIK
Falcının yaptığı iş, bakıcılık. Falın daha iyi çıkması için kişinin mücevherlerini kullanmak isteyip, dalgınlıktan yararlanarak çalma işi.
FORMALDEHİT
Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan, renksiz, keskin ve yakıcı kokulu, mukozaları aşırı tahriş eden, kolayca alevlenen bir gaz.
DARIFÜLFÜL
Doğu Hint Adaları'nda yabani olarak yetişen, tırmanıcı, meyveleri 6 santimetre uzunluğunda, 7 milimetre çapında, koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli, iştah açıcı bir bitki (Fructus Piperis longi).
KIRMIZIBİBER
Patlıcangillerden bir tür biber (Capsicum annuum). Bu bitkinin olgunlaştığında kızarıp yakıcı bir acılık kazanan, kurutulup dövülerek yemeklerde baharat olarak kullanılan tozu, Türk biberi.
HARDAL
Turpgillerden, 100-150 santimetre yüksekliğinde, sarı çiçekli, deriyi yakıcı nitelikte olan ve tohumu hekimlikte kullanılan, tadı acı ve bir yıllık bir bitki (Brassica nigra). Bu tohumun toz durumuna getirilmiş veya sirke ile karıştırılarak yapılmış macunu.
HAR
"Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek" anlamlarındaki har vurup harman savurmak deyiminde geçen bir söz. Sıcak, kızgın, yakıcı.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
BAKICILIK
Bakıcının yaptığı iş, falcılık. Bakıcı olma durumu.
KIVRAK
Canlı, hareketli, atik. İnce tülbent ya da ipekli başörtüsü. Güzel, şık, yakışıklı. Aceleci. Akıcı, işlek. Yerli dokuması kara bezden yapılmış köylü kadın yeldirmesi.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
FÜZE
Bir yanıcı ve bir yakıcı maddenin sürekli olarak yanmasından doğan itiş gücü ile hareket eden düzenek.
İSKORPİT
İskorpitgillerden, iri başlı, yüzgeçlerinde yakıcı dikenleri bulunan, eti beğenilen bir balık (Scorpaena scrofa).
BOMBA
Canlı ya da cansız hedeflere atılan, içi yakıcı ve yıkıcı maddelerle doldurulmuş, türlü büyüklükte patlayıcı, ateşli silah. Yan yelkenlerin alt yakasını gerip açmak için kullanılan yatay seren. Büyük fıçı veya varil. Çekiciliği olan çok güzel kadın veya kız. Uyuşturucu hap.
BİLLUR
Bazı cisimlerin aldıkları geometrik biçim. Duru, temiz ve akıcı. Koç yumurtası. Kesme cam, kristal. Bu maddeden yapılmış.
GICIK
Boğazda duyulup aksırtan, öksürten yakıcı kaşıntı. Sözleriyle, davranışlarıyla karşısındakini kızdıran, sinirlendiren, sıkan (kimse). Beyaz renkli, dağlıç koyununa benzer vücut yapısında, kuyruğu son omurlara kadar yağ kitlesi ile kaplı ve bu sebeple alt kısmı yuvarlakça görünen, kaba, karışık yapağılı bir tür koyun.
MUHRİK
Yakıcı. Yanık, dokunaklı (ses).
MATRİKS
İçinde birçok biyolojik olayın meydana geldiği, akıcılığı az, cansız bir sıvı ortam.