Kelimeler arşivi içinde; başında "çerçeve" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. çerçeve ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çerçeve ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çerçeve olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇERÇEVELETEBİLMEK, ÇERÇEVELEYEBİLMEK
ÇERÇEVELETEBİLME, ÇERÇEVELETTİRMEK, ÇERÇEVELEYEBİLME
ÇERÇEVELETİLMEK, ÇERÇEVELETTİRME
ÇERÇEVELETİLME
ÇERÇEVELENMEK, ÇERÇEVELETMEK, ÇERÇEVELEYİCİ
ÇERÇEVECİLİK, ÇERÇEVELEMEK, ÇERÇEVELENME, ÇERÇEVELETME
ÇERÇEVELEME
ÇERÇEVESİZ
ÇERÇEVECİ, ÇERÇEVELİ
ÇERÇEVE
ÇERÇEVE
Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan. Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık.
ÇERÇEVELETİLMEK
Çerçevelenmesi sağlanmak.
ÇERÇEVELEYEBİLME
Çerçeveleyebilmek işi.
ÇERÇEVELENME
Çerçevelenmek işi.
ÇERÇEVELETİLME
Çerçeveletilmek işi.
ÇERÇEVECİLİK
Çerçevecinin yaptığı iş.
ÇERÇEVELEMEK
Bir şeyi çerçeve içine almak. Bir şeye çerçeve geçirmek.
ÇERÇEVELETEBİLME
Çerçeveletebilmek işi.
ÇERÇEVELETTİRMEK
Çerçeveleme işini yaptırmak.
ÇERÇEVELETMEK
Çerçeve geçirtmek.
ÇERÇEVELENMEK
Çerçeve içine alınmak.
ÇERÇEVELEYİCİ
Çeşitli sinema aygıtlarında, kayan resmi çerçeve çizgisi görünmeyecek biçimde düzelten bölüm.
ÇERÇEVELETEBİLMEK
Çerçeveletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇERÇEVELEYEBİLMEK
Çerçeveleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇERÇEVELETTİRME
Çerçevelettirmek işi.
ÇERÇEVELETME
Çerçeveletmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇERÇEVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYTIŞMAK
Atışmak, tartışmak, münakaşa etmek. Halk şairleri belli bir ayak çerçevesinde karşılıklı atışmak.
ÇERÇEVESİZ
Çerçeve içinde olmayan.
KARTUŞ
Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi, hartuç. Yazıcıya yerleştirilen mürekkep dolu tüp. Resim yazıda kralın adını diğerlerinden farklı bir biçimde göstermeyi sağlayan oval çerçeve. Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp.
DOĞA
Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür. İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat. Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy.
ÇERÇEVECİ
Çerçeve yapan kimse. Resimlere, tablolara çerçeve takma işiyle uğraşan kimse.
BRİZBİZ
Pencerelerin çerçevesine, içeriden tutturulan bir tür ince perde.
CAMLIK
Camlı çerçeve ile bölünmüş yer. Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk, camekân.
DATA
Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.
EMEK
Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. Uzun ve yorucu, özenli çalışma. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.
GERGEF
Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve.
KASA
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
ÇERÇEVELEME
Çerçevelemek işi. Filmi çekilecek başlıca cismin gerek büyüklük gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi.
KAYIT
Bir yere mal ederek deftere geçirme. Pencere çerçevesi. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması. Araç, eşya. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. Önem verme. Yiyecek. Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. Resmî belge. Şart.
CEPHELEŞMEK
Farklı düşünce ve istekler çerçevesinde zıt birlikler oluşturmak.
BİÇİM
Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
ÇERÇEVELİ
Çerçeve geçirilmiş veya çerçeve içine alınmış olan.
KORNİŞ
Perde asmaya yarayan, metal veya plastikten yapılmış araç. Çerçeve biçiminde oymalı çıkıntı. Sarp, kayalık çıkıntı.
BAZA
Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak. Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide. Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi.
GÖZLÜK
Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç. Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper. Gözene.