Kelimeler arşivi içinde; başında "çar" olan, toplam 257 adet kelime bulunmaktadır. çar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu çar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde çar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÇARPIKLAŞTIRILMAK
ÇARKIFELEKGİLLER, ÇARPIKLAŞTIRILMA, ÇARPIŞTIRABİLMEK
ÇARPIKLAŞTIRMAK, ÇARPIŞTIRABİLME, ÇARPITILABİLMEK
ÇARPIKLAŞTIRMA, ÇARPIŞTIRILMAK, ÇARPITILABİLME, ÇARPTIRABİLMEK
ÇARESİZCESİNE, ÇARIKMAHMUTLU, ÇARIKSARAYLAR, ÇARPILABİLMEK, ÇARPILIVERMEK, ÇARPIŞABİLMEK, ÇARPIŞIVERMEK, ÇARPIŞTIRILMA, ÇARPITABİLMEK, ÇARPTIRABİLME
ÇARESİZLİKLE, ÇARIKKARALAR, ÇARMIKLANMAK, ÇARPIKLAŞMAK, ÇARPILABİLME, ÇARPILIVERME, ÇARPIŞABİLME, ÇARPIŞIVERME, ÇARPIŞTIRMAK, ÇARPITABİLME, ÇARPTIRILMAK, ÇARPUŞTURMAK, ÇARŞAFLANMAK, ÇARŞAFLATMAK, ÇARŞAFSIZLIK
ÇARDAKBELEN, ÇARDIMÇANAK, ÇARHACIBAŞI, ÇARIKBOZDAĞ, ÇARIKÇORABI, ÇARIKLIBAŞI, ÇARMIKLAMAK, ÇARPABİLMEK, ÇARPAYAZMAK, ÇARPIKLAŞMA, ÇARPINLAMAK, ÇARPINTISIZ, ÇARPIŞILMAK, ÇARPIŞTIRMA, ÇARPITILMAK, ÇARPIVERMEK, ÇARPTIRILMA, ÇARŞAFÇILIK, ÇARŞAFLAMAK, ÇARŞAFLANMA, ÇARŞAFLATMA
ÇARDAKBAĞI, ÇARDAKBAŞI, ÇARDAKÇATI, ÇARESİZLİK, ÇARHIFELEK, ÇARIKBALLI, ÇARIKÇILIK, ÇARIKTEKKE, ÇARKÇIBAŞI, ÇARKDEMİRİ, ÇARKIFELEK, ÇARPABİLME, ÇARPALAMAH, ÇARPALAMAK, ÇARPANLAMA, ÇARPAYAZMA, ÇARPICILIK, ÇARPILAMAK, ÇARPINTILI, ÇARPIŞILMA, ÇARPITILIŞ, ÇARPITILMA, ÇARPIVERME, ÇARPLAŞMAK, ÇARPMATELİ, ÇARPTIRMAK, ÇARŞAFLAMA, ÇARŞIBİLİR
ÇARAMBULA, ÇARCAVLAK, ÇARDAKKÖY, ÇARDAKÖZÜ, ÇARDAKSIZ, ÇARESİZCE, ÇARHAVELİ, ÇARHETRAF, ÇARIKAĞAZ, ÇARKÇILIK, ÇARKIPARE, ÇARLANMAK, ÇARLİSTON, ÇARPIKLIK, ÇARPILMAK, ÇARPINMAK, ÇARPIŞMAK, ÇARPITMAK, ÇARPİNMAK, ÇARPMASIZ, ÇARPTIRIŞ, ÇARPTIRMA, ÇARŞAFLIK, ÇARŞAFSIZ, ÇARŞIBAŞI, ÇARŞICUMA, ÇARŞIRLIK, ÇARŞURMAK
ÇARÇABUK, ÇARDACIK, ÇARDAKLI, ÇARDALIK, ÇARDAMAN, ÇARHATUN, ÇARHITÇA, ÇARIKKÖY, ÇARIKLAR, ÇARIKLIK, ÇARIKSIZ, ÇARINMAK, ÇARKTAŞI, ÇARLAKLI, ÇARMIHLI, ÇARNAÇAR, ÇARPACAK, ÇARPANAK, ÇARPAŞIH, ÇARPAŞIK, ÇARPAŞUH, ÇARPIKÇA, ÇARPILAN, ÇARPILIM, ÇARPILIŞ, ÇARPILMA, ÇARPINMA, ÇARPINTI, ÇARPIŞIK, ÇARPIŞMA, Devamını Oku »»
ÇARAMİH, ÇARASIZ, ÇARÇARI, ÇARDÖNÜ, ÇARESİZ, ÇAREVİÇ, ÇARGALA, ÇARHACI, ÇARHALA, ÇARHEVİ, ÇARIKÇI, ÇARIKLI, ÇARINDI, ÇARKACI, ÇARKANA, ÇARKATI, ÇARKÖŞE, ÇARKSIZ, ÇARKYEL, ÇARPALA, ÇARPANA, ÇARPICI, ÇARPILI, ÇARPMAK, ÇARŞILI
ÇARBAK, ÇARÇAK, ÇARÇAR, ÇARÇEL, ÇARÇUR, ÇARDAĞ, ÇARDAH, ÇARDAK, ÇARDAŞ, ÇARDIN, ÇARGAH, ÇARGAT, ÇARHAT, ÇARHIT, ÇARİÇE, ÇARKÇI, ÇARKIT, ÇARKLI, ÇARKOŞ, ÇARLAN, ÇARLIK, ÇARMAH, ÇARMAK, ÇARMAN, ÇARMIH, ÇARMIK, ÇARMUH, ÇARMUK, ÇARNAH, ÇARNAK, Devamını Oku »»
ÇARAK, ÇARAL, ÇARAN, ÇARAŞ, ÇARÇÜ, ÇARGA, ÇARGI, ÇARIH, ÇARIK, ÇARIT, ÇARKA, ÇARKI, ÇARKO, ÇARMA, ÇAROH, ÇARPI, ÇARŞI, ÇARŞİ, ÇARŞU
ÇARA, ÇARÇ, ÇARE, ÇARH, ÇARI, ÇARİ, ÇARK, ÇARP, ÇARS, ÇART
ÇAR
ÇAR
Rus imparatorlarına ve Bulgar krallarına verilen unvan. Çarşaf, siyah üstlük. Bel bağı. Süt süzmeye yarayan aygıt. Tartı. Saman sepeti. Bozuk para. Memeli hayvanların kızgınlık zamanlarında ve doğumları yaklaşınca dişilik organlarından akan sıvı. Dört. Baş örtüsü. Yazma, tülbent gibi baş örtülerinin genel adı. Rus imparatorlarına verilen san. Oğlan evine giden gelinin, vücuduna sarılan örtü. (Çukurören Güdül Ankara). Başörtüsü. (Hüyüklü, Yağcılar Yalvaç Isparta) (car) : (Yeşilköy Gelendost Isparta) (çargat) : (Küllük Iğdır Kars) (çarpı) : (Köke Gelendost Isparta) (çarpu) : (Gücüllü Yalvaç Isparta). Baş örtüsü, çarşaf.
ÇARPIKLAŞTIRILMA
Çarpıklaştırılmak işi.
ÇARIKSARAYLAR
Isparta ili, Şarkikaraağaç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ÇARKIFELEKGİLLER
Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, örneği çarkıfelek olan bir bitki familyası.
ÇARPITILABİLME
Çarpıtılabilmek işi.
ÇARPILABİLMEK
Çarpılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇARPIKLAŞTIRMAK
Çarpık duruma getirmek.
ÇARESİZCESİNE
Çaresizce.
ÇARPIŞTIRILMAK
Çarpışmaları sağlanmak.
ÇARPIKLAŞTIRILMAK
Çarpık duruma getirilmek.
ÇARPITILABİLMEK
Çarpıtılma olasılığı bulunmak.
ÇARPIŞTIRABİLMEK
Çarpıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇARPIŞTIRABİLME
Çarpıştırabilmek işi.
ÇARIKMAHMUTLU
Manisa şehri, Kula ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇARPTIRABİLMEK
Çarptırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇARPIKLAŞTIRMA
Çarpıklaştırmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAÇIK
Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.
ALKARISI
Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan görüntü, çarşamba karısı.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
BAROGRAF
Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya işaretlemeye yarayan alet. Basınçyazar.
ARASTA
Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.
AYRIK
Ayrılmış. Ayrık otu. Düzgün ve uygun olmayan, çarpık. Ayrı tutulan, başkalarına benzemeyen, ayrıcalı, müstesna. Kural dışı.
APIŞAK
Bacaklarını açarak yürüyen, ayrık bacaklı.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
ANIT
Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.
ATIŞ
Atma işi. Kalp ya da nabzın vuruşu, çarpışı.
ASMA
Asmak işi. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. Asılmış, asılı.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
ANATOMİ
İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
BARİZ
Açık, göze çarpan, belirgin.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.