ZARLI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "zarlı" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. zarlı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu zarlı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zarlı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ZARLI

Çarşafa bürünmüş (kadın). Geçimini kendi sağlayamayan.

ZARLIK

Ala keçe yapmak için, keçecilerin yünden döktükleri renksiz, ince keçe. Çarşaf için elverişli (kumaş). Çarşafa yetecek kadar.

  -   -   -  

Anlamında ZARLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZARLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PAZARLIKÇI

Pazarlık yapmayı seven kimse.

BAŞMUHARRİRLİK

Başyazarlık.

ARMUDİYE

Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın.

KESİM

Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.

MORG

Hastanelerde veya mezarlıklarda ölülerin belirli süre için saklandıkları soğuk ortam. Adliyede kovuşturmayı gerektiren olaylar sonucu veya birdenbire ve şüpheli ölümlerde, ölüm sebebinin ve ölünün kim olduğunun belirlenmesi için ölülerin konulduğu ve incelendiği yer.

KABRİSTAN

Mezarlık.

KESİŞMEK

Birbirini kesmek. Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak. Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak. Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak.

HINZIR

Domuz. Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar. Kurnaz, içten pazarlıklı olan. Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz. Yaramaz, haylaz.

MEZARİSTAN

Mezarlık.

İŞGÜDERLİK

Maslahatgüzarlık.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

HAYIRLAŞMAK

Pazarlıkta anlaştıktan sonra birbirlerine hayır dilemek.

KATAKOMP

İlk Hristiyanların kayaları oyarak veya yer altını kazarak uzun dehlizler biçiminde yaptıkları, ölülerini gömdükleri veya tapınak olarak kullandıkları mezarlık.

FIKRACILIK

Köşe yazarlığı. Fıkra anlatma işi.

MAŞATLIK

Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı.

BAMYATARLASI

Mezarlık.

MUHARRİRLİK

Yazarlık.

KIRIŞMAK

Bir yüzeyin düzgünlüğü bozulmak, kırışık oluşmak. Karşılıklı kırmak. Bahse tutuşmak. Pazarlık etmek. Bir şeyi eşit olarak paylaşmak.

PAZARLAŞMAK

Bir fiyat üzerinde anlaşmak, pazarlık etmek.

GÖMÜTLÜK

Mezarlık.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük