ZAMAN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "zaman" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. zaman ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu zaman ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde zaman olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ZAMANLAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

ZAMANLAYABİLME

13 harfli kelimeler

ZAMANDAŞÇILIK

11 harfli kelimeler

ZAMANDAŞLIK, ZAMANSIZLIK, ZAMANBİLİMİ

10 harfli kelimeler

ZAMANLAMAK, ZAMANAŞIMI, ZAMANDİZİN

9 harfli kelimeler

ZAMANINDA, ZAMANLAMA, ZAMANDIŞI, ZAMANDİZİ, ZAMANKATI

8 harfli kelimeler

ZAMANDAŞ, ZAMANSIZ, ZAMANİLE

7 harfli kelimeler

ZAMANLA, ZAMANLI

6 harfli kelimeler

ZAMANE, ZAMANA

5 harfli kelimeler

ZAMAN

Bazı kelimelerin anlamları

ZAMAN

Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

ZAMANAŞIMI

ıskati mürûr- ı zaman. Yasalarda belirtilen konular gerçekleştikten ve sınırları çizilen süreler geçirildikten sonra bir yükümlülükten kurtulmuş olma.

ZAMANDIŞI

Şekilce zamanlı olduğu halde sınırlanmış bir zaman göstermiyen fiiller için kullanılır: Dünya dönüyor gibi.

ZAMANLAMA

Zamanlamak işi.

ZAMANSIZLIK

Zamansız olma durumu.

ZAMANLAMAK

Bir konuda en iyi sonucu almak için en iyi, en uygun süreyi belirlemek. Bir işin sürdürülmesi için zamanı planlamak.

ZAMANDİZİN

Zaman ölçüsü üzerinde çalışan ve olayları zaman sıvasına göre veren bilim. Gökbilimde, gözlemlere dayanarak zaman ölçeğini saptayan; tutulmaları, gezegenlerle ilgili önemli olayları, yıldızların yerlerini zaman sırasına göre veren dal. „.

ZAMANKATI

En büyük yerbilim zamanı içinde, katmanlı kayaçlardan oluşmuş çağkatman birimi.

ZAMANDAŞ

Aynı zamanda yapılanlardan veya gerçekleşenlerden her biri.

ZAMANBİLİMİ

Olayların tarihini araştıran ve sıralayan bilim.

ZAMANDİZİ

Tarihsel olayların zaman açısından sırası.

ZAMANLAYABİLMEK

Zamanlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

ZAMANINDA

Eskiden. Tam vaktinde.

ZAMANLAYABİLME

Zamanlayabilmek işi.

ZAMANDAŞÇILIK

Sahnede aynı zamanda iki olayın gösterilmesi veya kişilerin açık konuşmalarından başka, gizli düşüncelerini de ayrı bir tarzda anlatmaları temeline dayanan yeni tekniğe göre eser yazma çığırı.

ZAMANDAŞLIK

Zamandaş olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında ZAMAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZAMAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASRISAADET

Hz. Muhammed'in yaşadığı zaman, saadet asrı, devrisaadet.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

AKOMPANYATÖR

Bir parça çalındığı zaman ses veya bir aletle ona eşlik eden kimse.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

ARGO

Her yerde ve her zaman kullanılmayan veya kullanılmaması gereken çoklukla eğitimsiz kişilerin söylediği söz veya deyim. Serserilerin, külhanbeylerinin kullandığı söz veya deyim.

ARALANMAK

Biraz açılmak, aralık olmak. Araya zaman girmek. Gitmek, uzaklaşmak, yanından ayrılmak.

ARKA

Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.

AGU

Süt çocuklarının neşelendikleri zaman çıkardıkları ses.

ALGORİTMA

Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.

AHİT

Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

ASKI

Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.

ALIŞILMIŞ

Her zamanki, mutat.

ASLA

Hiçbir zaman, hiçbir şekilde, katiyen. Sakın, zinhar.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AHİREN

Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda. Son olarak.

ASENKRON

Uyumsuz, senkron, eş zaman karşıtı.

ANGIÇ

Harman zamanı fazla sap yüklemek için öküz ve at arabalarının iki tarafına takılan parmaklık, kanat.

ALELADE

Her zaman görülen, olağan. Bayağı.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük