YUN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "yun" olan, toplam 54 adet kelime bulunmaktadır. yun ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu yun ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

YUNUSBALIĞIGİLLER

15 harfli kelimeler

YUNTDAĞIKÖSELER

12 harfli kelimeler

YUNANİSTANLI

11 harfli kelimeler

YUNUSEFENDİ, YUNUSGİLLER

10 harfli kelimeler

YUNGULAMAK

9 harfli kelimeler

YUNAKDERE, YUNKSİYON, YUNSELMEK, YUNUSDERE, YUNUSEMRE, YUNUSHANI, YUNUSOĞLU, YUNUSÖREN

8 harfli kelimeler

YUNDUSUZ, YUNAKLIK, YUNDALAN, YUNDULUK, YUNKTURA, YUNMUŞÇA, YUNSEREK, YUNTULUK, YUNULMAK, YUNURMAK, YUNUSKÖY, YUNUSLUK

7 harfli kelimeler

YUNANCA, YUNAKÇI, YUNELGE, YUNURTA, YUNUSLU

6 harfli kelimeler

YUNMAK, YUNGUR, YUNLUK, YUNNAK, YUNNUK, YUNSEK

5 harfli kelimeler

YUNAK, YUNAN, YUNMA, YUNUS, YUNAH, YUNAT, YUNAZ, YUNDU, YUNGU, YUNTİ, YUNTU, YUNUK, YUNUL

4 harfli kelimeler

YUNA, YUND, YUNT

3 harfli kelimeler

YUN

Bazı kelimelerin anlamları

YUN

Yün. Eski türkçe yun / yün: yün. Yığın.

YUNKSİYON

Bağlantı, bağlantı yeri, bitişme.

YUNANİSTANLI

Yunan.

YUNGULAMAK

Damların üstünde loğ taşı gezdirerek, toprağını sıkıştırmak.

YUNUSOĞLU

Adana ili, Doğankent bucağına bağlı bir bölge. İçel ili, Tarsus ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

YUNUSEMRE

Eskişehir şehrinde, Mihalıççık ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Giresun şehri, Piraziz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

YUNAKDERE

Balıkesir şehri, Savaştepe belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

YUNTDAĞIKÖSELER

Manisa şehri, Osmancalı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

YUNDUSUZ

Aklı kıt.

YUNUSBALIĞIGİLLER

(Delphinidae),iyi bilinen türleridir.

YUNSELMEK

Yükselmek.

YUNUSGİLLER

Örnek hayvanı yunus olan, balinaların bir alt familyası.

YUNUSEFENDİ

Düzce ili, Gölyaka ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

YUNUSHANI

Hatay ilinde, Altınözü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

YUNUSDERE

Manisa kenti, Turgutlu belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

YUNUSÖREN

Sivas kenti, Şarkışla ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

  -   -   -  

Anlamında YUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

AFŞAR

Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri, Avşar.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AKINCI

Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.

AKSAK

Aksayan, hafifçe topallayan. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen. Türk müziğinde kıvrak bir usul. Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize.

AFGAN

Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AKROPOL

Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AKARSU

Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

AKAK

Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.

AKTÖR

Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

AKINTIÖLÇER

Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük