VAT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "vat" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. vat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu vat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde vat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

VATANLAŞTIRMAK, VATANPERVERLİK, VATANLANDURMAK

13 harfli kelimeler

VATANLAŞTIRMA, VATANSEVERLİK

11 harfli kelimeler

VATANDAŞLIK, VATANPERVER, VATANSIZLIK

10 harfli kelimeler

VATANSEVER

9 harfli kelimeler

VATANBEZİ

8 harfli kelimeler

VATANDAŞ, VATANSIZ

7 harfli kelimeler

VATSAAT, VATANER, VATTİRİ

6 harfli kelimeler

VATANİ, VATLIK, VATMAN, VATVAT

5 harfli kelimeler

VATAN, VATKA, VATOZ

4 harfli kelimeler

VATI, VATO

3 harfli kelimeler

VAT

Bazı kelimelerin anlamları

VAT

Saniyede bir jullük iş yapan bir motorun güç birimi.

VATANER

Vatanın evladı.

VATANSEVERLİK

Yurtseverlik.

VATANLANDURMAK

Yurtlandırmak, yerleştirmek.

VATANPERVERLİK

Yurtseverlik.

VATANSEVER

Yurtsever.

VATANSIZLIK

Vatansız olma durumu.

VATANPERVER

Yurtsever.

VATANLAŞTIRMA

Vatanlaştırmak işi.

VATTİRİ

Yeğni huylu, gürültücü (kişi).

VATANLAŞTIRMAK

Vatan durumuna getirmek.

VATANSIZ

Vatanı olmayan, haymatlos.

VATANBEZİ

Yemenicilerin kullandıkları küçük yastık.

VATSAAT

Gücü bir vat olan bir makinenin bir saatte yapacağı iş.

VATANDAŞ

Yurttaş.

VATANDAŞLIK

Yurttaşlık.

  -   -   -  

Anlamında VAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EŞİTSİZLİK

İki veya daha çok şeyin eşit olmaması durumu, müsavatsızlık.

EŞİTÇİLİK

İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı, müsavatçılık.

ALYAN

Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet.

CIVATALAMAK

Cıvata ile tutturmak.

BAN

Osmanlı Devleti'nde Macaristan ve Hırvatistan'da sancak beylerine ve küçük prenslere verilen unvan.

DENKLİK

Denk olma durumu, eşitlik, müsavat, akreditasyon.

DÖNENCE

Yerküre üzerinde, güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği, sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve Ekvator'un 23° 27' kuzey ve güneyinden geçtiği varsayılan iki çemberden her biri, tropika.

ENLEM

Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri, arz derecesi.

ALÇILATMAK

Alçı ile kapattırmak, sıvatmak.

EŞİTLİK

İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet. Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu. Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu.

EKVATORAL

Gök cisimlerinin sağ açıklık ve dik açıklıklarını temel alan kurgu. Ekvator'la ilgili, eşleksel.

GAF

Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot.

DÜZEN

Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

ALMANCI

Almanya yanlısı olan kimse. Avrupa'da genellikle de Almanya'da çalışan Türk vatandaşı.

ÇAMURLATMAK

Çamur sürdürmek, çamurla sıvatmak.

CIVATALAMA

Cıvatalamak işi.

BALKANLAR

Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.

EŞLEKSEL

Ekvatoral.

ÇİMENTOLATMAK

Çimento ile sıvatmak, çimento karışımı malzeme ile yaptırmak.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük