Kelimeler arşivi içinde; sonunda "urama" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu urama ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında urama olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde urama olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
URAMA
Ur, şişlik. Çarpılma (şeytana, cine).
KURAMA
Türkistan'da yaşayan bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse.
NATURAMA
Sıkıştırmaca dayanan, çerçeve oranı 1:2,33 olan, ABD'de geliştirilmiş bir geniş görüntülük işlemi.
GURAMA
Tasarı, düşünce.
Bu bölümde tanımı içerisinde URAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARAVANACI
Karavanayı taşıyan asker. Hedef tahtasını vuramayan kimse.
BÜNGÜLDEMEK
Su topraktan kaynamak. Su ateşte kaynamak. Coşmak, yerinde duramamak. Yavrusunu veya eşini arayan manda bağırmak. Su güçlü, gürültülü akmak, fışkırmak.
ISKA
Üzerinde durmama, önem vermeme. Boşa çıkarma, rast getirememe. Hedefi tutturamama, amaca ulaşamama.
ANÜRİ
İdrar oluşturamama biçiminde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi.
ASTİGMATLIK
Astigmat olma durumu. Optik eksenden uzakta bulunan bir noktanın görüntüsünün, eksenden uzaklaştıkça nokta olarak değil doğru, elips, çember, ilkine dikey doğru olarak görünmesi biçiminde ortaya çıkan bir mercek kusuru. Gözün bütün çaplarında aynı refraksiyon özelliğini taşımaması nedeniyle göze gelen ışınların belirli bir noktada odak oluşturamaması sonucu görüşte netlik oluşmaması, astigmatizm.
AFAĞAN
Yürek oynaması, çarpıntı, helecan, tasa, iç sıkıntısı, hafakan. Nefesi kesen sürekli öksürük. Arapça kökenli hafakan: hafakan. afağannar basmak: canı sıkılmak; yerinde duramamak.
BÖREMÜT
Tam kuramamış armut.
BÜRGE
Pire. Bir yerde duramayan canlı, taşkın kimse. Keklik. Bahşiş, armağan.
DİNGİLDEK
Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak. Dengesi bozuk. Sözüne güvenilmez, kaypak.
BARDABAŞ
Serseri, haşarı, burnunun doğrusuna giden, saygısız. 2 Tertipsiz, işini bilmez, perişan, savruk, pasaklı. Yaramaz, yerinde duramayan çocuk.
HAVALANMAK
Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.
BİÇİMSELLEŞTİRMEK
Biçimsel duruma getirmek. Bir kuramı biçimsel bir kurama dönüştürmek.
KARAVANA
Genellikle orduda yemek dağıtımında kullanılan büyük metal kap. Bu kaptan dağıtılan yemek. Atış taliminde hedef tahtasını bile vuramama. İnce, yassı elmas.
KURAMCI
Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan, nazariyeci, teorisyen.
ANDROMETODOKSİN
Kimi Fundagiller ailesindeki bitkilerde bulunan ve geviş getirenlerde salya artışı, sancı, kusma, ayakta duramama, sendeleme, kollaps ve ölümle belirgin olan öncelikli "vagus" uyarımını sağlayan, sonra ise hem bu siniri hem de çizgili kaslardaki sinir uçlarını felce uğratan bir bitkisel zehir, greyonotoksin.
BUĞNÜMEK
Su yerden kaynayıp çıkmak. Yerinde duramamak.
KURTLU
İçinde kurt bulunan, kurtlanmış. Yerinde rahat duramayan, sürekli kıpırdanan (kimse).
DİNOZORLAŞMAK
Dinozor gibi davranmak. Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak.
KIPIRDAK
Çok hareketli, yerinde duramayan, canlı.
FRİŞKA
Yelkeni dolduramayacak kadar hafif rüzgâr.