UC ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "uc" olan, toplam 73 adet kelime bulunmaktadır. uc ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu uc ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uc olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

UCUZLATABİLMEK

13 harfli kelimeler

UCUZLATABİLME

12 harfli kelimeler

UCUZLATILMAK, UCAYLAŞIRLIK, UCAYSIZLANIM, UCCALIĞINDAN

11 harfli kelimeler

UCUZLATILMA, UCGİLLENMEK, UCLANDIRMAK

10 harfli kelimeler

UCUZLATMAK, UCAYLAYICI, UCKİLLEMEK, UCUZSUNMAK

9 harfli kelimeler

UCUZCULUK, UCUZLAMAK, UCUZLATMA, UCARRAMAK, UCAYLANIM, UCAYLANMA, UCAYLAŞIM, UCAYÖLÇER, UCAYÖLÇÜM, UCKİLLEME, UCUMUZDAN, UCUNUZDAN

8 harfli kelimeler

UCUZLAMA, UCALTMAK, UCATEKİN, UCAYLAMA, UCLANMAK, UCUBULUK, UCULAMAK

7 harfli kelimeler

UCUZLUK, UCUZUNA, UCALMAK, UCARAVI, UCARMAK, UCAYLIK, UCUFSUZ, UCUKMAK, UCUNDAN, UCUNMAK, UCURACA, UCURDUM, UCUTMAK

6 harfli kelimeler

UCUZCA, UCUZCU, UCAYSI, UCLAMA, UCUBİK, UCUMAH, UCUMAK

5 harfli kelimeler

UCUBE, UCAER, UCARA, UCCAM, UCGUR, UCKUN, UCRAK, UCUNA

4 harfli kelimeler

UCUZ, UCAK, UCAR, UCAY, UCCA, UCİK, UCRA, UCUF, UCUK

3 harfli kelimeler

UCA, UCE, UCU

2 harfli kelimeler

UC

Bazı kelimelerin anlamları

UC

Amaç: Herkes kâr ucunda. Sicim, ip, tel parçası. Dal: Meşeden biraz uç yığdım. Üç, bk.ûç.

UCCALIĞINDAN

Sessizce, yavaştan.

UCAYLAYICI

Geçirdiği ışık dalgalarını belirli bir düzleme sokan araç. Görünür doğal ışığı ucaylamakta kullanılan Nicol biçiği ya da yoğruk ucaylama yaprağı gibi aygıtlara verilen ad. Ucaylayıcı özellik taşıyan özdek.

UCGİLLENMEK

Kuşkulanmak, işkillenmek.

UCUZLATABİLMEK

Ucuzlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UCAYSIZLANIM

Bir Volta gözesini, ters yük-süren kuvvet kaynağı durumuna getirerek, ucaylanımın önlenmesi yoluyla gözenin korunması.

UCUZSUNMAK

Ucuz görmek, ucuz saymak. Ucuz görmek, ucuz bulmak.

UCUZLATILMA

Ucuzlatılmak işi.

UCUZLATABİLME

Ucuzlatabilmek işi.

UCUZLATILMAK

Ucuzlatma işi yapılmak.

UCUZCULUK

Ucuzcu olma durumu.

UCUZLATMAK

Fiyatını indirmek. Kolaylıkla elde edilir duruma getirmek.

UCKİLLEMEK

Koyun, keçi acı acı bağırmak.

UCAYLAŞIRLIK

Birim kıvıl alan altındaki özdecikte irgitlenen kıvıl ucay.

UCUZLAMAK

Fiyatı inmek. Kolaylıkla elde edilir ve duyulur olmak.

UCLANDIRMAK

Saklı tutulmuş bir olayı açıklığa kavuşturmak, yiten bir nesnenin izini bulmak. Ocağı, sobayı tutuşturmak. Çalmak, alıp götürmek. Kalem ve benzerleri nesneye uç yapmak, açmak.

  -   -   -  

Anlamında UC bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UC geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AJİTASYON

Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AKBALIK

Sazangillerden, eti kılçıklı, yumurtası ile tarama yapılmış olan bir balık (Leuciscus). Akya balığı.

AFACANLAŞMAK

Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek.

ADESE

Mercek. Kovucuk.

AGUŞ

Kucak.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

AĞITÇILIK

Ağıtçının yaptığı iş, ağlayıcılık, saguculuk, mersiyehanlık.

AĞITÇI

Ölüye ağıt söylemek için tutulan kimse, ağlayıcı, sagucu, mersiyehan.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

AĞIRŞAK

Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça. Teker biçiminde yassı nesne, kurs (I).

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AKARLAR

Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.

ACİLEN

Çabucak.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ABLALIK

Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük