Kelimeler arşivi içinde; başında "tansı" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. tansı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu tansı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tansı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TANSIRLAMAK
TANSIKMAK
TANSIKSI, TANSIMAK
TANSIMA
TANSIK
TANSI
TANSI
Şafak vaktini andıran.
TANSIKMAK
Özlemek.
TANSIMA
Benzetmeliğin (=müşebbehin) pek zarif gösterilmesi.
TANSIRLAMAK
Bitki dalları, yaprakları ya da hayvan tüyleri dökülmek : İnekler baharda bakımsızlıktan tansırladı.
TANSIMAK
Alay etmek, eğlenmek.
TANSIKSI
Tansığa yakın, tansığa benzer, tansığı andıran.
TANSIK
İnsan aklının alamayacağı, şaşırtıcı, olağanüstü olay, mucize.
Bu bölümde tanımı içerisinde TANSI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ŞEYTANIMSI
Şeytansı.
TÜRBİDİMETRİ
Görünen geçirgenlik (transmitansın ) azalmasına sebep olan sıvı kalınlığı ölçülerek, bir sıvıda süspansiyon halindeki taneciklerin miktarının belirlenmesi.
HAYMATLOS
Vatansız.
DESTANİ
Destansı.
MUCİZE
Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller, tansık. İnsan aklının alamayacağı olay. İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay. Olağanüstü, şaşırtıcı.
ESAALET
Bilerek, isteyerek, kasten: Esâalet söyledim, gulağına değsin de, utansın diye. Şakadan: Esâalet söyledim, sen de gerçek mi sandın?.
İLSİZLEŞMEK
Yurtsuz, vatansız kalmak.
EPİK
Destansı.
VATANSIZLIK
Vatansız olma durumu.
OLTAN
Kesilip dikilmeye hazırlanmış yemeni. Eskiyen yemeni, ayakkabı altına vurulan pençe. Mest ve yemeni yüzünü köseleye tutturmak için yapılan iri dikiş. Çarığın içine konulan bez ya da deri parçası : Oltansız çarık ayağını acıtır. Çarık ipi. Ankara ili, Ayaş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ESELET
Bilerek, isteyerek, kasten: Esaâlet söyledim, gulağına değsin de, utansın diye. Kasti olarak, mahsustan.