Sonu TÜS ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tüs" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tüs ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tüs olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tüs olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

PROSPEKTÜS

9 harfli kelimeler

ENFARKTÜS, İNFARKTÜS, OKALİPTÜS

7 harfli kelimeler

HABİTÜS, TELETÜS

6 harfli kelimeler

KAKTÜS

5 harfli kelimeler

FETÜS, ALTÜS

3 harfli kelimeler

TÜS

Bazı kelimelerin anlamları

TÜS

Renk : Bu atın tüsü aldır.

İNFARKTÜS

Yaşayan bir canlıda dokunun, trombüs veya emboliye bağlı olarak ve yerel kansızlık nedeniyle ölümü.

ALTÜS

Altüst.

KAKTÜS

Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki, atlas çiçeği (Cactus).

TELETÜS

Yarımyamalak, üstünkörü.

PROSPEKTÜS

Tanıtmalık.

FETÜS

Dölüt.

ENFARKTÜS

Bir organı besleyen bir atardamarın tıkanması sonucu gelişen doku ölümü.

HABİTÜS

Bir bitki ya da hayvanın genel görünüşü.

OKALİPTÜS

Mersingillerden, asıl yurdu Avustralya olan, boyu 100 metreyi aşabilen, toprağın suyunu çekerek yerin bataklık duruma gelmesini önleyen bir ağaç (Eucalyptus globulus).. Yapraklarında bulunan tanenden dolayı içeriden sürgün önleyici, idrar yolları antiseptiği, öksürük dindirici ve balgam söktürücü olarak kullanılan mersingiller familyasından bir ağaç, sıtma ağacı.

  -   -   -  

Anlamında TÜS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

BORAN

Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.

BÜRÜMCÜK

Ham ipekten dokunmuş ince kumaş. Ham ipekten yapılmış başörtüsü. Bu kumaştan yapılmış.

CİNAS

Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma.

ÇAPRAK

Eyer örtüsü.

BAŞÖRTÜ

Başörtüsü.

CASCAVLAK

Saçsız (baş). Bitki örtüsü olmayan.

BADAS

Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.

BEKTAŞİKAVUĞU

Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs (Echinocactus).

BAŞÖRTÜLÜ

Başını başörtüsü ile örtmüş olan (kadın).

ÇAVLANMAK

Gürültüsü çevreye yayılmak. Dillere düşmek, şüyu bulmak.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

CURCUNASIZ

Gürültüsüz, şamatasız.

ÇELME

Çelmek işi. Arkadan hafifçe bağlanan başörtüsü. Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma.

BİTEY

Bitki örtüsü.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ACISIZ

Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.

ARAYICI

Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.

ALTINTOP

Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük