TÜS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "tüs" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. tüs ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu tüs ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde tüs olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

TÜSKÜRELEMEK

10 harfli kelimeler

TÜSSÜLEMEK

9 harfli kelimeler

TÜSKÜRMEK

7 harfli kelimeler

TÜSGÜNE, TÜSKÜRE, TÜSKÜRİ, TÜSKÜRÜ

6 harfli kelimeler

TÜSMEK, TÜSPÜR

5 harfli kelimeler

TÜSDÜ, TÜSGÜ, TÜSKÜ, TÜSSİ, TÜSSÜ, TÜSTÜ

3 harfli kelimeler

TÜS

Bazı kelimelerin anlamları

TÜS

Renk : Bu atın tüsü aldır.

TÜSDÜ

Türlü ereklerle kimi maddeleri ateşte yakarak duman çıkarma işi, tütsü. Tütsü.

TÜSSİ

Tütsü. Eski türkçe tütsüg: tütsü.

TÜSKÜRÜ

Gerisin geriye.

TÜSKÜRELEMEK

Rendelemek.

TÜSSÜLEMEK

Duman çıkarmak, tütsü yapmak.

TÜSPÜR

Biçim : Yüzünün tüspürü tıpkı babasına benziyor.

TÜSGÜ

Duman.

TÜSKÜRMEK

Atmak. Geri çevirmek, püskürtmek, ric'ate mecbur etmek. Tıksırmak.

TÜSTÜ

Türlü ereklerle kimi maddeleri ateşte yakarak duman çıkarma işi, tütsü. Duman.

TÜSKÜ

Duman.

TÜSSÜ

Türlü ereklerle kimi maddeleri ateşte yakarak duman çıkarma işi, tütsü. Kahverengi. Tatlı ışkın. Genellikle cuma günü mum yakma geleneği. Arı kovanına duman vermeye yarayan araç. Eski türkçe tütsüg: Tütsü (Erzincan Merkez).

TÜSKÜRE

Rende.

TÜSGÜNE

Rende.

TÜSKÜRİ

Gerisin geriye.

TÜSMEK

Tepe, tümsek. Sigara izmariti. Hayvanı bir iki adım geriye yürütmek. Vuruşla yere yıkılmak.

  -   -   -  

Anlamında TÜS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEKTAŞİKAVUĞU

Büyük ve güzel çiçekler veren, ılık iklimlerde yetişen bir kaktüs (Echinocactus).

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

BAŞÖRTÜLÜ

Başını başörtüsü ile örtmüş olan (kadın).

ÇELME

Çelmek işi. Arkadan hafifçe bağlanan başörtüsü. Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma.

ARAYICI

Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.

BAŞÖRTÜ

Başörtüsü.

CURCUNASIZ

Gürültüsüz, şamatasız.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ALTINTOP

Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).

ÇAPRAK

Eyer örtüsü.

CASCAVLAK

Saçsız (baş). Bitki örtüsü olmayan.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

ÇAVLANMAK

Gürültüsü çevreye yayılmak. Dillere düşmek, şüyu bulmak.

ACISIZ

Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.

BİTEY

Bitki örtüsü.

BÜRÜMCÜK

Ham ipekten dokunmuş ince kumaş. Ham ipekten yapılmış başörtüsü. Bu kumaştan yapılmış.

BORAN

Rüzgâr, şimşek ve gök gürültüsü ile ortaya çıkan sağanak yağışlı hava olayı.

CİNAS

Çok anlamlı bir kelimeye, her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. Çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek kötüsünü öne çıkarma.

BADAS

Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük