Sonu TÜL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tül" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tül ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında tül olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tül olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

7 harfli kelimeler

FRÜSTÜL, KÜRÜTÜL

6 harfli kelimeler

FİSTÜL, PÜSTÜL, BESTÜL, GOSTÜL, GÖSTÜL, KÜRTÜL, KÜSTÜL, PÖRTÜL, SPATÜL, TÜKTÜL

5 harfli kelimeler

AYTÜL, BETÜL, PÜTÜL, SÜTÜL

3 harfli kelimeler

TÜL

Bazı kelimelerin anlamları

TÜL

Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma. Bu dokumadan yapılmış. Tiyatro dekorunda kullanılan ince, gözenekli pamuk ya da ipek dokuma. Çoğu kez düşçül oyunlarda, sahnedeki görüntüye uçuculuk, gerçek dışı, düşsel ya da anısal bir hava vermek ereğiyle kullanılan tül perde.

KÜRÜTÜL

Bunak, akılsız insan.

BETÜL

Namuslu, temiz kadın. Allah'ın emri. Hazreti Meryem'in ve Hazreti Fatma'nın lakapları. Ana ağaçtan ayrılıp, ayrı kök salan fidan.

PÜTÜL

Sivilce.

PÜSTÜL

İrinle dolu kabarcık veya sivilce.

KÜRTÜL

Kuytu yerlere toplanmış kar ya da kum yığını. Kısa boylu, şişman kişi. Palan, semer. Kalın, kuvvetli. Kahramanmaraş ilinde, Ekinözü ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kahramanmaraş şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

PÖRTÜL

Kesme, parça : Pörtül şekerden yarım okka ver.

FİSTÜL

Akarca.

AYTÜL

Mehtap.

BESTÜL

Pestil, köfter.

KÜSTÜL

Ön bahçe. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta).

GÖSTÜL

Patates.

FRÜSTÜL

Diyatomelerde kabuk.

GOSTÜL

Patates.

TÜKTÜL

Düz yerlerdeki ya da büyük dağların yanındaki küçük tepeler.

SPATÜL

Az miktarda katı maddelerin bir kaptan başka bir kaba aktarılmasında kullanılan kaşık şeklinde veya düz bir yüzeye sahip alet. Toz veya küçük parçalar durumundaki maddeleri almak ve ölçümlerinde kullanılan için kullanılan, cam, metal veya porselenden yapılmış bir ucu kaşık biçiminde olan laboratuvar malzemesi.

  -   -   -  

Anlamında TÜL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BASMACI

Basma yapan ya da satan kimse. Bohça ile köylerde eşya satan kadın, bohçacı. Pamuklu, tülbent vb. üzerine kalıpla desen basan kimse.

ALTIKARDEŞ

Kuzey Kutbu yönünde, Büyükayı'nın karşısında bulunan takımyıldız, Zatülkürsi.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AYDINLIK

Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.

AKSIRIK

Herhangi bir sebeple burun zarının gıcıklanması sonucu solunum kaslarının birdenbire kasılmasıyla ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşalması olayı, aksırma, hapşırma, hapşırık.

ANJİYOGRAFİ

Damar görüntüleme.

AKARCA

Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.

BAŞKALAŞMAK

Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.

ALAÇIK

Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.

BATAKLIK

Çok derin olmayan sularla örtülü batak bölge, aynaz, azmak. Uygunsuz ve kötü, ahlak dışı durum.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.

ARILAR

Tek tek veya bir topluluk düzeni içinde yaşayan, vücutları, özellikle karınları ve arka ayakları kıllarla örtülü zar kanatlılar familyası.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

ANJİYO

Damar görüntüleme.

BAŞAKLAMAK

Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

AĞIRCA

Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.

AKSIRMAK

Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak.

ALDANGIÇ

Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak.

AĞLAMAKLI

Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı.