SAYIM ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "sayım" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. sayım ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu sayım ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde sayım olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

SAYIMLAMACI, SAYIMLAMALI

10 harfli kelimeler

SAYIMLAMAK, SAYIMBİLİM, SAYIMSAMAK

9 harfli kelimeler

SAYIMLAMA

8 harfli kelimeler

SAYIMSAL, SAYIMSIZ

7 harfli kelimeler

SAYIMLI, SAYIMCI

5 harfli kelimeler

SAYIM

Bazı kelimelerin anlamları

SAYIM

Sayma işi, tadat.

SAYIMSAL

Sayımlama veya sayım bilimi ile ilgili olan.

SAYIMLAMACI

İstatistikçi.

SAYIMCI

1.Nüfus ya da hayvan sayımı yapan memur. 2.Hayvan vergisi toplayan kimse. Hayvan sayımı yapan kimse.

SAYIMLI

Sayısı bulunan.

SAYIMLAMA

İstatistik. Sayımlamak işi, sayılama.

SAYIMSAMAK

Önemsemek, saymak.

SAYIMLAMAK

Sayım yapmak.

SAYIMLAMALI

İstatistiksel.

SAYIMBİLİM

Sayısal türde bilgi ve gerçeklerin verilen bir konuda anlamlı bir sonuca varmak ereğiyle toplanması., bölüklenmesi ve yorumlanarak sunulması bilimi. Gözlem evrenlerinin nicel özellikleri ve bunlara ilişkin işlemleri konu alan bilgi dalı.

SAYIMSIZ

Sayısız.

  -   -   -  

Anlamında SAYIM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAYIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇAKATURA

Hayvan sayımı yapan görevli. Bağdadi duvar. Taş ve çamur ile sıvanmış duvar.

BAŞ

İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız ve benzerleri organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser. Bir topluluğu yöneten kimse. Başlangıç. Temel, esas. Arazide en yüksek nokta. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu. Bir şeyin uçlarından biri. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 1. Bir şeyin yakını veya çevresi. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği. Çıban. Reis. Tane. Dilim: Bi baş pendir ver. İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır. Pazartesi. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım. Çıban, yara. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). Köselecilikte bir derinin baş tarafı. Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım. Baş, başlangıç. Baş, reis. Baş. Üzeri, kendi. Tepe, zirve. Uç. sınır. Nezt, baş ucu. Ön taraf, ön yol. Bağış, hediye. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy. reis (bk. başkan.). Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu. İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi. İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika. Deyiş'in konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. Başak. Yara.

FARAZİ

Varsayımsal.

SAYISIZ

Sayılmayacak kadar çok, pek çok, sayımsız.

SAYICI

Vergi almak için hayvan sayımı yapan kimse.

AĞNAMCI

Sayım vergisi toplayan kimse.

ATIYORUM

"varsayımlı örnek veriyorum" anlamında kullanılan bir söz.

HİPOTEZ

Varsayım.

İSTATİSTİKÇİ

İstatistik uzmanı, istatistikle uğraşan kimse, sayımlamacı.

SAYILAMA

Sayılamak işi. Sayımlama.

HİPOTETİK

Varsayımsal.

DOĞRULAMA

Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılmış olan işlemlerin bütünü.

AĞNAM

Sayım vergisi.

VARSAYIMSAL

Bir varsayıma dayanan, farazi, hipotetik.

FARAZİYE

Varsayım.

İSTATİSTİK

Bir sonuç çıkarmak için verileri yöntemli bir biçimde toplayıp sayı olarak belirtme işi, sayımlama. İlkelerini olasılık kuramlarından alarak eldeki verileri grafik ve sayı biçiminde değerlendirmeye dayandıran matematiğin uygulamalı dalı, sayım bilimi.

TADAT

Sayma. Sayarak yoklama yapma. Sayım.

VARSAYIMLI

Varsayıma dayanan.

DOGMACILIK

Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm.

DENEY

Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük