SAVU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "savu" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. savu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu savu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde savu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SAVUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

SAVUŞTURABİLME

13 harfli kelimeler

SAVUNMASIZLIK

12 harfli kelimeler

SAVUNABİLMEK, SAVURABİLMEK, SAVUŞUVERMEK

11 harfli kelimeler

SAVUNUCULUK, SAVURGANLIK, SAVUŞTURMAK, SAVUNABİLME, SAVUNDURMAK, SAVURABİLME, SAVUŞUVERME, SAVUTTURMAK

10 harfli kelimeler

SAVUNMALIK, SAVUNMASIZ, SAVUNULMAK, SAVURGANCA, SAVUŞTURMA, SAVUNDURMA

9 harfli kelimeler

SAVUNULMA, SAVURTMAK, SAVULYORT, SAVULYURT, SAVUNMALI, SAVUNUMCU, SAVUNUMLU

8 harfli kelimeler

SAVULMAK, SAVUNMAK, SAVUNUCU, SAVURGAN, SAVURMAK, SAVURTMA, SAVURTUŞ, SAVUŞMAK, SAVURCAK, SAVURKAÇ, SAVURUCU, SAVUTMAK

7 harfli kelimeler

SAVULMA, SAVUNMA, SAVUNUŞ, SAVURMA, SAVUŞMA, SAVUCAK, SAVUMAK, SAVUNCA, SAVUNUM, SAVURGU

6 harfli kelimeler

SAVUNU, SAVUCA, SAVUCU

5 harfli kelimeler

SAVUR, SAVUÇ, SAVUH, SAVUK, SAVUL, SAVUN, SAVUT

4 harfli kelimeler

SAVU

Bazı kelimelerin anlamları

SAVU

Yas, sağu. def', defi (bk. kaçını).

SAVUŞUVERMEK

Çabucak savuşmak.

SAVUNDURMAK

Savunma işini yaptırmak.

SAVUŞTURABİLMEK

Savuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAVUTTURMAK

Üflemek, savurtmak : Tütünü savutturun.

SAVUŞTURMAK

Geçiştirmek, atlatmak.

SAVUŞUVERME

Savuşuvermek işi.

SAVUNMASIZLIK

Savunmasız olma durumu.

SAVUNMALIK

Savunmaya yarar, tedafüi.

SAVUNUCULUK

Savunu yapma işi.

SAVURABİLME

Savurabilmek işi.

SAVURABİLMEK

Savurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

SAVURGANLIK

Tutumsuzluk.

SAVUŞTURABİLME

Savuşturabilmek işi.

SAVUNABİLME

Savunabilmek işi.

SAVUNABİLMEK

Savunmaya gücü yetmek.

  -   -   -  

Anlamında SAVU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SAVU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DEİZM

Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.

BASKI

Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.

BİREYCİ

Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.

CIZLAM

Kaçma, savuşma.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

BOĞAZKESEN

Bir boğazı savunmak için deniz kıyısında yapılmış olan hisar.

BEK

Sert, katı. Savunma oyuncusu. Sağlam. Hava gazı lambasının ucu.

DEFETMEK

Kovmak. Savmak, savuşturmak.

AVUKATLIK

Avukat mesleği. Gereksiz, boş savunma. Avukatın yaptığı iş.

ÇÖZÜLME

Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.

DEFANS

Savunma.

BELİRLENMEZCİLİK

Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AKILCILIK

Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.

DEĞİŞİNİMCİLİK

Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.

DEFOLMAK

Savuşmak, çekilip gitmek.

ANAYASACI

Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse). Anayasa dersi veren öğretim üyesi.

DALIŞ

Dalma işi. Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması, plonjon.

ARAÇÇILIK

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.

ÇIRPMAK

Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük