SÜ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "" olan, toplam 90 adet kelime bulunmaktadır. sü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında sü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde sü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

MEİSTERDÖNGÜSÜ, OSURGANBÖĞCÜSÜ

13 harfli kelimeler

GÜVERCİNGÖĞSÜ, EFENDİKÖPRÜSÜ, OSURGANBÖCÜSÜ, ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ

12 harfli kelimeler

TANRIKÖPRÜSÜ, TENEKECİÖRSÜ

11 harfli kelimeler

BEŞİKÖRTÜSÜ, CORİDÖNGÜSÜ, KUYRUKÖLÜSÜ, YAŞAMÖYKÜSÜ, ZİNABÖYCÜSÜ

10 harfli kelimeler

KÜKÜRDÜMSÜ, TAVUKGÖĞSÜ, KUMRUGÖĞSÜ, SIÇANÖLÜSÜ, YÜZGÖRGÜSÜ

9 harfli kelimeler

GÜMÜŞÜMSÜ, KÖMÜRÜMSÜ, DENİZÜSSÜ, DEVLÜKÜSÜ, SAÇÖRGÜSÜ, SUGÜNLÜSÜ

8 harfli kelimeler

GÖĞNÜGSÜ, GÖĞNÜKSÜ, KAZGÖĞSÜ, KÜKÜRTSÜ, SÖKMENSÜ, ZÜMRÜTSÜ

7 harfli kelimeler

BÜYÜKSÜ, GÜMÜŞSÜ, PARDÖSÜ, SÜMÜKSÜ, TEVESSÜ, BORANSÜ, GÖĞÜMSÜ, GÖMÜKSÜ, İLGÖKSÜ, KAZGOSÜ, KÖMÜRSÜ, KÖRKÖSÜ, KÖRÜKSÜ, KÜÇÜKSÜ, YANÖRSÜ

6 harfli kelimeler

ÜZÜMSÜ, DİNÇSÜ, ERENSÜ, HERESÜ, HUSÜSÜ, ONATSÜ, ONURSÜ, OZANSÜ, ÖRÜTSÜ, ÖTLÖSÜ, TÜYÜSÜ, ÜĞÜRSÜ, ÜRÜMSÜ, YENİSÜ

5 harfli kelimeler

KÖKSÜ, KÜRSÜ, TÜTSÜ, ATASÜ, ÇÖKSÜ, GOSSÜ, GÖRSÜ, GÖSSÜ, GÜNSÜ, KÖRSÜ, KÖSSÜ, KÜPSÜ, PÖRSÜ, SÜMSÜ, SÜNSÜ, SÜTSÜ, TÖMSÜ, TÜMSÜ, TÜSSÜ

4 harfli kelimeler

KÜSÜ, AYSÜ, BİSÜ, EKSÜ, ERSÜ, KÖSÜ, ÖĞSÜ, ÖKSÜ, ÖRSÜ, ÖZSÜ, PÜSÜ

2 harfli kelimeler

Bazı kelimelerin anlamları

Su. Asker, çeri, leşker. Güç, kuvvet. Asker, ordu.

ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ

Kılavuzluk çalışmalarında, bireyin kendini ve sorunlarını nasıl gördüğüne ilişkin değerli bilgiler elde etmeye yarayan kişisel yaşamöyküsü. Bir kişinin, kendi yaşam öyküsünü yazdığı yazı ya da yapıt.

OSURGANBÖĞCÜSÜ

Pis koku çıkaran bir böcek.

TENEKECİÖRSÜ

Tenekelerdeki eğrilikleri düzeltmekte kullanılan kısa uçlu kazmaya benzeyen araç. (Aksaray Niğde).

ZİNABÖYCÜSÜ

Meyvelerin çiçek özünü yiyen kahverengi, sert kabuklu bir böcek.

CORİDÖNGÜSÜ

Kaslarda anaerobik glikolizis sonucu biçimlenen laktik asidin kan dolaşımıyla karaciğere taşınıp burada glikoneogenezisle glikoz üretiminde kullanılması ve sentezlenmiş olan glikoz moleküllerinin yeniden kan dolaşımına verilerek kaslar tarafından alınıp kullanılmasıyla biçimlenen, açlık kan glikoz düzeyinin korunması bakımından önemli olan, glikoz-laktat-glikoz biçimindeki döngü.

KÜKÜRDÜMSÜ

Kükürtsü.

TANRIKÖPRÜSÜ

Gökkuşağı.

MEİSTERDÖNGÜSÜ

İnce bağırsak hücrelerinde zara bağlı bir enzim olan gama-glutamil transferazın ve hücre içindeki glutatyonun katıldığı imino asitler dışındaki bütün amino asitlerin taşınmasını sağlayan bir etkin taşıma sistemi, gama-glutamil döngüsü.

KUYRUKÖLÜSÜ

Akrep.

YAŞAMÖYKÜSÜ

Bir kişinin yaşamöyküsü. Tanınmış bir kişinin yaşamöyküsünü anlatan yazı ya da kitap.

OSURGANBÖCÜSÜ

Pis koku çıkaran bir çeşit böcek.

BEŞİKÖRTÜSÜ

İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.

EFENDİKÖPRÜSÜ

Kütahya şehrinde, Çavdarhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

TAVUKGÖĞSÜ

Lifleri yumuşayıncaya kadar haşlanmış, didiklenmiş tavuk göğüs etinin pirinç ve süt ile koyulaşıncaya kadar pişirilmesiyle yapılmış olan muhallebiye şeker ve tavuk suyu katılarak hazırlanan bir tatlı türü.

GÜVERCİNGÖĞSÜ

Yeşil ile mavi arasında böcekkabuğuna benzer dalgalı ve değişken renk. Bu renkte olan.

  -   -   -  

Anlamında SÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACISIZ

Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

ABAZAN

Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).

ABANOZLAŞMAK

Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.

ACEMBORUSU

Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).

ABONMAN

Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

AGANTA

Yısa veya laçka edilmekte olan bir halatın ve zincirin kısa bir süre elde tutulup bırakılmaması için verilen emir.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

ADAY

Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).