RI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. rı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu rı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde rı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

RIZELEMEK, RIZKULLAH

8 harfli kelimeler

RIDVANLI, RIZAPAŞA

7 harfli kelimeler

RIFKIYE

6 harfli kelimeler

RIHDAN, RIHTIM, RIDVAN

5 harfli kelimeler

RIZIK, RIFKI, RIKAT

4 harfli kelimeler

RIZA, RIZG

3 harfli kelimeler

RIH

2 harfli kelimeler

RI

Bazı kelimelerin anlamları

RI

Radyoizotop görüntüleme.

RIZELEMEK

Çoğalmak.

RIDVAN

Razı olma, hoşnutluk, memnuniyet. Cennetin kapıcısı olan büyük melek.

RIFKI

Yumuşak huylu, yavaş, ağır kimse.

RIZA

Razı olma, isteme, istek.

RIHTIM

Bir akarsu veya deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme bindirme veya yükleme boşaltma yapabileceği yer.

RIZIK

Yiyecek, içecek şey, azık. Tanrı'nın bütün yarattıklarına verdiği nimet.

RIZG

Rızk.

RIKAT

Rekât.

RIH

Yazıdaki mürekkebi kurutmak için dökülen çok ince ve renkli bir kum türü.

RIZKULLAH

Allah'ın rızkı, Allah'ın verdiği nimet.

RIZAPAŞA

Bilecik şehrinde, Söğüt ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

RIFKIYE

Yumuşak huylu, yavaş, ağır kimse.

RIHDAN

Yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap.

RIDVANLI

Trabzon ili, Vakfıkebir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında RI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde RI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACEMAŞİRAN

Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.

ACAR

Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.

ABRAKADABRA

Eski çağlarda bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılan büyülü söz. Sihirbazların sıkça kullandığı büyü sözü.

ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

ACAYİP

Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.

ABORDA

Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

ABAKÜS

Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

ABBAS

"Yola çıkacak veya ölümü yaklaşan kimse" anlamlarındaki Abbas yolcu deyiminde geçen bir söz.

ABADİ

Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABLİ

Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

ABONE

Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük