OY ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "oy" olan, toplam 266 adet kelime bulunmaktadır. oy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu oy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRILMAK

14 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRILMA

13 harfli kelimeler

OYUNLAŞTIRMAK, OYALANABİLMEK, OYALAYABİLMEK, OYMATESTERESİ, OYNADIRLAIMIŞ

12 harfli kelimeler

OYALANDIRMAK, OYULGALANMAK, OYUNBOZANLIK, OYUNCAKÇILIK, OYUNLAŞTIRMA, OYALANABİLME, OYALAYABİLME, OYLAYABİLMEK, OYMAAĞAÇSEKİ, OYNANABİLMEK, OYNAŞLIÇORBA, OYNATABİLMEK, OYNATIMCILIK, OYNATIVERMEK, OYNAYABİLMEK, OYNAYIVERMEK

11 harfli kelimeler

OYALANDIRMA, OYULGALAMAK, OYULGALANMA, OYGUBIÇKISI, OYLAYABİLME, OYMALIKİLİM, OYMATAHTASI, OYNANABİLME, OYNATABİLME, OYNATIVERME, OYNATTIRMAK, OYNAYABİLME, OYNAYIVERME, OYURGALAMAK

10 harfli kelimeler

OYLUMLAMAK, OYNATILMAK, OYULGALAMA, OYULGANMAK, OYUNBAZLIK, OYANDIRMAK, OYLUMÖLÇER, OYMALITEPE, OYNADANLIH, OYNAKLAMAK, OYNARGÖNYE, OYNATTIRMA, OYNAYANLAR, OYSURATMAK, OYŞARRAMAK, OYTARANNIH, OYULKANMAK, OYUMGÜRGEN, OYUNCUBAŞI, OYUNCUKTAN

9 harfli kelimeler

OYALANMAK, OYLUMLAMA, OYLUMLUCA, OYMACILIK, OYMAKBAŞI, OYNATILMA, OYNATIMCI, OYULGAMAK, OYULGANMA, OYUMLAMAK, OYUNBOZAN, OYUNCAKÇI, OYUNCAKLI, OYUNCULUK, OYABİLMEK, OYAİPLİĞİ, OYBİRLİĞİ, OYÇOKLUĞU, OYGALAMAK, OYĞALAMAK, OYLUMDERE, OYMAAAĞAÇ, OYMABASKI, OYMAKILIÇ, OYMAPINAR, OYNAYACAK, OYSURAMAK, OYŞALAMAK, OYUHLAMAK, OYUKLAMAK, Devamını Oku »»

8 harfli kelimeler

OYACILIK, OYALAMAK, OYALANMA, OYALANTI, OYDURMAK, OYLANMAK, OYLUMSUZ, OYNAKLIK, OYNANMAK, OYNAŞLIK, OYNAŞMAK, OYNATMAK, OYULGAMA, OYUMLAMA, OYABİLME, OYAÇİÇEK, OYDAŞLIK, OYDAŞMAK, OYLAŞMAK, OYLATMAK, OYMAAĞAÇ, OYMADERE, OYMAKAYA, OYMAYAKA, OYNAŞMAH, OYRULMAK, OYSANMAH, OYTARMAK, OYUKLAMA, OYUKTAŞI, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

OYALAMA, OYCULUK, OYDURMA, OYLAMAK, OYLANIŞ, OYLANMA, OYLAŞMA, OYLUMLU, OYNAKÇA, OYNAMAK, OYNANIŞ, OYNANMA, OYNAŞMA, OYNATIM, OYNATIŞ, OYNATMA, OYNAYIŞ, OYULMAK, OYUNBAZ, OYUNCAK, OYUNLUK, OYALMAK, OYANMAH, OYANMAK, OYATLIK, OYBOZAN, OYDAŞMA, OYLATMA, OYLEYİN, OYMADAL, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

OYLAMA, OYMACI, OYMALI, OYNAMA, OYSAKİ, OYUKLU, OYULGA, OYULMA, OYULUŞ, OYUNCU, OYUNTU, OYACAK, OYACIK, OYANIH, OYANTA, OYCALI, OYGANA, OYLESE, OYMACA, OYRACA, OYSAMA, OYSANA, OYSEGİ, OYULKA, OYUNLU, OYUSAM

5 harfli kelimeler

OYACI, OYALI, OYDAŞ, OYLUM, OYMAK, OYNAK, OYNAŞ, OYACA, OYALİ, OYALP, OYANİ, OYASA, OYGUÇ, OYGUŞ, OYHAN, OYKUT, OYLAK, OYLUH, OYLUK, OYMAH, OYMAN, OYNAH, OYNUK, OYRAK, OYRUK, OYSAL, OYSAM, OYSAN, OYSAR, OYŞAR, Devamını Oku »»

4 harfli kelimeler

OYMA, OYSA, OYUK, OYUM, OYUN, OYUŞ, OYAH, OYAK, OYAL, OYAN, OYAT, OYAZ, OYCU, OYÇU, OYGU, OYĞU, OYIL, OYIN, OYİN, OYKE, OYLE, OYRU, OYSU, OYTU, OYUÇ, OYUR, OYUT

3 harfli kelimeler

OYA, OYİ, OYN, OYU

2 harfli kelimeler

OY

Bazı kelimelerin anlamları

OY

Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey. Bu tercihi belirten işaret, söz veya yazı. Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih. Çeşitli duyguları anlatmak için kullanılan bir seslenme sözü.

OYUNLAŞTIRMA

Oyunlaştırmak işi.

OYUNLAŞTIRILMA

Oyunlaştırılmak işi.

OYALAYABİLMEK

Oyalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

OYALANDIRMAK

Oyalanmasına yol açmak, oyalanmasını sağlamak.

OYNADIRLAIMIŞ

Oynatırlarmış.

OYULGALANMAK

Kumaş gelişigüzel dikilmek. Birikmek, sıralanmak.

OYMATESTERESİ

Tahtalarda oyuk açmak için kullanılan ucu sivri testere. (Mudurnu Bolu).

OYUNCAKÇILIK

Oyuncak yapma veya satma işi.

OYUNLAŞTIRILMAK

Oyun biçimine getirilmek.

OYALAYABİLME

Oyalayabilmek işi.

OYALANABİLME

Oyalanabilmek işi.

OYALANABİLMEK

Oyalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

OYUNLAŞTIRMAK

Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek.

OYLAYABİLMEK

Oylama imkânı veya olasılığı bulunmak.

OYUNBOZANLIK

Oyunbozan olma durumu, mızıkçılık.

  -   -   -  

Anlamında OY bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OY geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ACEMBORUSU

Canlı kırmızı renkli çiçek açan, uzun boylu bir tür süs bitkisi (Bignonia radicams).

ACEMİCE

Toyca, beceriksizce, acemicesine.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.

ADLANDIRMAK

Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ABSTRE

Soyut.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

AFGAN

Afganistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇGÖZLÜ

Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

AÇGÖZLÜLÜK

Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

ACEMİ

Bir işin yabancısı olan, eli işe alışmamış, bir işi beceremeyen. Saraya yeni alınmış cariye. İşinde, mesleğinde yeni olan, toy. Bir yere, bir şeye yabancı olan.

ACEMİLİK

Acemi olma durumu, toyluk. Acemice davranış, toyluk.

ABSTRAKSİYONİZM

Soyutçuluk.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.