OP ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "op" olan, toplam 90 adet kelime bulunmaktadır. op ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu op ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde op olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

OPERATÖRLEŞMEK, OPİSTHORCHİDAE, OPİSTOMASTİGOT

13 harfli kelimeler

OPERATÖRLEŞME

12 harfli kelimeler

OPİSTHORCHİS, OPİSTOKOLEUS, OPİSTORŞOZİS, OPSONİNLEŞME, OPSONİZASYON, OPTİMİZASYON

11 harfli kelimeler

OPERATÖRLÜK, OPERASYONEL, OPHİUROİDEA, OPİSTHAPTOR, OPİSTOTONOS

10 harfli kelimeler

OPERAKOMİK, OPORTÜNİST, OPORTÜNİZM, OPSİYONSUZ, OPTİKÇİLİK, OPAKLANMAK, OPALİNATEA, OPİSTOZOMA, OPPİLASYON

9 harfli kelimeler

OPALLEŞME, OPERASYON, OPERATRİS, OPSİYONLU, OPALİNATA, OPALİNİDA, OPERKULUM, OPERKÜLER, OPİOİTLER, OPİSTOZOM, OPİYOTLAR, OPSİYONEL, OPTİMETRİ

8 harfli kelimeler

OPERATÖR, OPERETÇİ, OPTİMİST, OPTİMİZM, OPALESAN, OPALİNİT, OPARATOR, OPERATİF, OPSONİZE, OPUNATÇA

7 harfli kelimeler

OPERACI, OPSİYON, OPTİKÇİ, OPTİMAL, OPTİMUM, OPALİNA, OPANÖZÜ, OPERKÜL, OPOSSUM, OPSONİN, OPTİKUS, OPUŞMAK

6 harfli kelimeler

OPALİN, OPERET, OPARLO, OPAZİT, OPERON, OPUNAT, OPUŞUK

5 harfli kelimeler

OPERA, OPTİK, OPBAN, OPÇİN, OPİAT, OPİST, OPİUM, OPMAK, OPRAN, OPRUK, OPSAR, OPSİN, OPTUK, OPYAT

4 harfli kelimeler

OPAL, OPUS, OPAK, OPAN, OPEN, OPLA, OPSA, OPUK

3 harfli kelimeler

OPO

2 harfli kelimeler

OP

Bazı kelimelerin anlamları

OP

Şaşma ünlemi. Hop (atlamak, geçmek için).

OPHİUROİDEA

Yılan yıldızları.

OPİSTHAPTOR

Monogenea'ların erişkinlerinin ventral yüzünün hemen hemen tamamını kaplayan ve arka kısmında bulunan tutunma organı. Aspidogastrea'ların çengelsiz tutunma organı.

OPİSTHORCHİDAE

İnsan ve hayvanların karaciğerinde parazitlenen lanset biçimindeki digenetik trematod ailesi. Bu aile içerisinde Amphimerus, Cyclorchis, Delphinicola, Metorchis, Parametorchis, Phocitrema, Pseudamphistomum, Clonorchis ve Opisthorchis cinsleri bulunmaktadır.

OPERATÖRLEŞME

Operatörleşmek işi.

OPİSTHORCHİS

Opisthorchidae ailesinde bulunan, son konaklarının karaciğerinde yaşayan bir trematod cinsi. Bu cins içerisinde O. felineus, O. noverca (Amphimerus noverca) ve O. viverrini türleri bulunmaktadır. Bu türlerin ara konakları salyangoz, balık ve amfibyalardır, Clonorchis.

OPİSTORŞOZİS

Opisthorchis cinsi digenetik trematod türlerinin metaserlerlerini taşıyan balıkların çiğ veya az pişmiş olarak yenilmesi sonucunda oluşan, safra kanallarında ve bu kanalları çevreleyen karaciğer dokusunda hasara, nekroz ve yağ dejenerasyonu olan karaciğer bölgelerinde sirozun oluştuğu enfeksiyon.

OPSONİNLEŞME

Opsoninlerin birikmesiyle fagositozun kolayca yapılması. Bir mikroorganizmanın yüzeyine antikor veya komplemanın C3b komponentinin yapışmasıyla fagositozun artması, opsonizasyon.

OPİSTOMASTİGOT

Herpetomonas cinsi tripanosomatid protozoonlarda kinetoplast ve bazal cismin hücrenin arka kısmında bulunduğu, öne yönelen ve vücudun ön kısmında serbest hareket eden kamçıya sahip morfolojik evre.

OPİSTOTONOS

Başın geriye atılması, boynun sürekli arkaya kasılması.

OPERATÖRLÜK

Operatör olma durumu.

OPİSTOKOLEUS

Omurgalılarda, kuyruk omurlarından önceki omurların merkez bölgelerinin arka kısımlarının içeri çökük, ön kısımlarının da dışa çıkık olması.

OPSONİZASYON

Opsoninleşme. Bakteri veya antijenlerin makrofaj ve nötrofiller tarafından fagasitozunu kolaylaştırmak için antikor veya kompleman gibi opsonin denilen maddelerle bağlanması olayı.

OPERASYONEL

Operasyonla ilgili. İşlevsel, hareketli.

OPERATÖRLEŞMEK

Operatör olmak, operatör gibi davranmak.

OPTİMİZASYON

En uygun duruma getirme.

  -   -   -  

Anlamında OP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

AĞILLANMAK

Toplanıp bir arada durmak. Çevresinde ağıl denen hale oluşmak, halelenmek.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AHALİ

Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.

AHLAK

Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.

AĞNAMCI

Sayım vergisi toplayan kimse.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AĞIRKANLI

Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

AGRAF

Kopça.

AĞABABA

Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

AĞBENEKLİLİK

Arpada görülen mantar hastalığı (Pyrenophora).

AGOP

"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.