OF ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "of" olan, toplam 57 adet kelime bulunmaktadır. of ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu of ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde of olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

OFTALMOMİYAZİS

12 harfli kelimeler

OFTALMOSKOPİ, OFTALMOLOJİK

11 harfli kelimeler

OFTALMASKOP, OFTALMOSKOP, OFTALMOLOJİ

10 harfli kelimeler

OFTALMOLOG, OFSETÇİLİK, OFTALMİKUS

9 harfli kelimeler

OFKALAMAK, OFULDAMAK, OFELİMİTE, OFALATMAK, OFALANMAK

8 harfli kelimeler

OFURACAK, OFULAMAK, OFTALMİK, OFARTMAK, OFURTMAK, OFALAMAK, OFTALMOS

7 harfli kelimeler

OFLAMAK, OFSETÇİ, OFTALMİ, OFLAZER, OFUDUCU, OFURCUK, OFURMAK, OFANSİF, OFUTMAK

6 harfli kelimeler

OFUDAK, OFSAYT, OFUDUK, OFULAK, OFİYET, OFLAĞI, OFLAMA

5 harfli kelimeler

OFSET, OFANS, OFKÖY, OFLAK, OFLAN, OFLAS, OFLAZ, OFRAF, OFRİS, OFRUK, OFŞOR

4 harfli kelimeler

OFOT, OFRA, OFUK, OFSA, OFUN, OFİS, OFAT, OFAK

2 harfli kelimeler

OF

Bazı kelimelerin anlamları

OF

Sıkıntı, bezginlik, usanç, acı, yorgunluk vb. duyguları belirten bir söz. Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.

OFTALMOLOJİK

Göz bilimsel.

OFULDAMAK

Durmadan of puf etmek.

OFELİMİTE

Vilfredo Pareto tarafından fayda yerine kullanılan kavram.

OFALANMAK

Ufalanmak.

OFTALMOSKOPİ

Gözün oftalmaskopla muayenesi.

OFKALAMAK

Sıkarak buruşturmak, ütüsünü bozmak. Buruşturmak, sıkıştırmak, örselemek.

OFALATMAK

Ufalatmak.

OFTALMİKUS

Göze ait olan.

OFURACAK

Ateşi üflemeye yarayan boru.

OFTALMOSKOP

Gözün içini muayene etmek için kullanılan gereç.

OFTALMOLOG

Göz bilimci.

OFTALMOMİYAZİS

İnsanlarda ve birçok hayvan türünde Oestridae ailesinde yer alan Gedoelstia türü sinek larvalarının gözün çevresine veya içerisine invazyonundan kaynaklanan ilgili patolojik değişimler.

OFTALMOLOJİ

Göz bilimi.

OFSETÇİLİK

Ofset işi.

OFTALMASKOP

Göz içi muayenesi için kullanılan alet.

  -   -   -  

Anlamında OF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇÜRÜKÇÜL

Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan (bitki ve organizmalar), saprofit.

ALMANSEVER

Alman yanlısı, Alman dostu, Germanofil.

BİLGİCİLİK

Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.

ÇÖVEN

Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis). Çevgen.

ATOM

Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.

AHLAKÇI

Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.

BİLGİCİ

Sofizmden yana olan (kimse, düşünce vb.), sofist.

ATAK

Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr. Saldırı, saldırış, hücum, hamle, akın. Gol atmak veya sayı kazanmak amacıyla yapılmış olan akın, ofans. Çevik, hareketli. Atılım. Geveze. Aniden başlayan hastalık nöbeti.

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

DIŞBESLENEN

Besinini organik maddelerden sağlayan, heterotrof.

ARİSTOTELESÇİLİK

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

ÇEŞNİCİ

Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse. Tütün veya içkilerin tat ve niteliğini belirleyen kimse. Sikkelerin ayarını düzenleyen kimse.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

BAKTERİ

Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

BİBERİYE

Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, güzel kokulu yapraklarını dökmeyen, çiçekleri soluk mavi renkli, çok yıllık bir bitki (Rosmarinus officinalis).

BESNİ

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde genel olarak kurutmalık olarak üretilen, sofralık olarak da tüketilen, ince kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm. Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri.

AMATÖR

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.

BÖLME

Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.

ALMA

Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.

DEKAN

Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör.