KISMET ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kısmet" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. kısmet ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kısmet ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kısmet olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KISMET

Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip. Talih, kader, şans. "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu. Evlenme talihi.

KISMETSİZ

Kısmeti iyi olmayan.

KISMETSİZLİK

Kısmetsiz olma durumu.

KISMETLİ

Kısmeti iyi olan, talihli.

  -   -   -  

Anlamında KISMET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KISMET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TALİA

Talih, şans, kısmet.

KEPESİZ

Kısmetsiz, uğursuz.

BÖLÜŞÜK

Bölünme yeri. Kısmet. Verese.

GISMAT

Kısmet.

GISMET

Arapça kökenli gısmet: kısmet.

NASİPSİZ

Nasibi olmayan, kısmetsiz. İstediğine ulaşamayan.

EĞE

Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. Maden, tahta vb.nin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç. Şaşma bildirir ünlem. Büyük kardeş, ağabey. Hey, ulan anlamında seslenme ünlemi: Ege, beni dinle. Kadınların yalnız başlarını yıkamaları. Çakı, bıçak ve benzerleri eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç. Kuka ipliğinden boncuk ve pul ile örülen oya. Motor ve kayık içinde bulunan bölme tahtaları. Kısmet, nasip, pay. Sahip, koruyucu. Kayığın kaburgasını teşkil eden ağaçlardan her biri. Kağnıda kanatları bağlayan tahtalar. (Yenikent Aksaray Niğde). Kayığın iç iskeletini oluşturan ağaçlar. (Gençali Senirkent Isparta). (Eş anlamlısı: kaburga), Çift ve kıvrık bir seri kemik ya da kısmen kıkırdaklı çubuklar olup sırt taraftan omurgaya, karın taraftan bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek biçimde eklemli bulunur. Kazanda pişirilmiş kaburga yemeği.

KAPI

Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim.

ÜLÜ

Düğünde gönderilen çerez, armağan. Çocuklara verilen küçük armağan. Sadaka. Armağan. Pay, kısmet: Ülüsünü göğden bekleyenin ölüsünü toprak yer. Yoksul komşuya gönderilen yemek. ölü evine gönderilen akşam yemeği. Yiyecek. 1. Kurban etinden verilen sadaka. Şaşma ünlemi: Bizim davar kiremitliğe çıkmış, ülü! Nasıl çıktı ki?. Elenmiş bulgurun incesi. Komşuların birbirine gönderdiği yemek. Ölü. Hisse, pay, kısmet, kısım, bölük.

TALEH

Kısmet, talih// taleh kuşi: talih kuşu.

İNDÜRMEK

Kısmet vermek, rızık göndermek. Alçaltmak, küçültmek.

AZLU

Nasibi, kısmeti az.

NASİPLİ

Nasibi olan, kısmetli. Her istediğine kolayca ulaşan.

MAHDÜVER

Hıdrellez gecesi hazırlanan ve sabah çekilen kısmet oyunu.

NASİBE

Pay, hisse. Allah'ın kısmet ettiği şey. Yollara nişan için dikilen tas.

NASİP

Birinin payına düşen şey. Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. Kısmet, talih, baht. Günlük kazanç. Pay, hisse. Allah'ın kısmet ettiği şey.

FAL

Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı.