KANDİLLİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kandilli" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. kandilli ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kandilli ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kandilli olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KANDİLLİ

Kandili olan. Çok sarhoş.

KANDİLLİHALI

Göbek motifi kandili stilize eden halı. (Taşpınar Aksaray Niğde).

KANDİLLİK

Kandillerin konulduğu yer. Kandil günü ile ilgili.

  -   -   -  

Anlamında KANDİLLİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KANDİLLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ELORA

Nohut ve mercimek gibi bitkileri biçmekte kullanılan orağa benzer araç. (Kandilli Bozüyük Bilecik; Seydali, İnönü Eskişehir).

GERİME

Sivri ucu delikli demir. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

DÜZYURT

Erzurum ili, Kandilli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Erzurum şehrinde, Tekman ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Trabzon ilinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

GÖKÇEBÜK

Erzurum şehrinde, Kandilli nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

GAÇAMAK

Arasıra yapılan, hoş görülmeyen şey. Pekmez ile undan yapılmış bir çeşit yemek. Ekmek kırıntılarıyle et suyundan yapılan yemek. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Mısır unundan yapılan ekmek. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

CIBIR

Sırsıklam, sulu. Geçim darlığı çeken, yoksul, züğürt. İşsiz, güçsüz. Tüyü dökülmüş. Kel. Tembel. Beceriksiz. Kısa boylu insan. Yaşı büyük, boyu küçük. Cılız, zayıf. Suyun sığ yeri. Küçük tahta fıçı. Ağaçsız ova. Ağaçsız dağ. Tortu. Çıplak. Çürük, ezik meyve. Üzüm posası. Çalı çırpı. Ağaçsız yer. Tüysüz. Parasız, yoksul. Işkın. Parası olmayan, züğürt. Züğürt, kimsesiz. Küçük fıçı. (Kandilli, Güzelyapı, Cihangazi Bilecik). Müflis, fakir.

FİLELİ

Av çantasının arkasındaki kısım. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

ELEMEN

Elek. Elek. (Emirdağ Afyonkarahisar). Değirmen eleği. (Kandilli Bilecik; Yüreğil Kütahya). Bolu kenti, Gökçesu nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

BUVAZ

Boğaz. Gebe. Boğaz, dar geçit. Değirmen taşının ortasındaki delik. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

GALEM

Aşılanacak ağaca konulan ucu sivriltilmiş kalem biçiminde ağaç parçası. Arapça kökenli kalem: Meyve aşısı yapılırken kullanılan sürgün. Kalem. Dokuma tezgâhlarında kullanılan uçları topuz başını andıran, içi oyuk ve üzerine ip sarılan araç. (Kandilli Bozüyük Bilecik). Taş yontma aracı. (Refahiye Erzincan) (kalem: Senir Afyonkarahisar).

FİNER

Değirmenlerde birbirine geçen dişliler. (Kandilli Bilecik).

EŞİMİK

Ekşimiş süt ya da yoğurdu kaynatarak yapılan yağsız peynir, kesik, çökelek. Bir yemek türü. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

ABDALCIK

Erzurum kenti, Kandilli bucağına bağlı bir bölge.

DIKA

Nokta, ufak leke. Cilt üzerine iğne ile yapılan ufak dövme. Şişe, testi kapağı, mantar, tıpa. Desti ağzını kapamak için kullanılan ağaç tıpa. (Karaağaç, Kandilli Bozüyük Bilecik).

DAKICA

Sırtta desti, güğüm gibi nesneleri taşıma sırasında kullanılan urgan. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

GAPACA

Bakır kapların üzerine kapatılan geçmeli kapak. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

ELEMNE

İplik sarılan çıkrık. Dokuma tezgâhında çileyi açıp kaleme saran dört kanatlı araç. (Kandilli Bozüyük Bilecik).

DİŞ

Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri. Çark, testere, tarak ve benzerleri çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm. Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar. Rüya, düş. Tahıl yıkanırken su üstünde kalan içi boş taneler. Dantel, yün işi örmeye yarayan şiş. Dağlardaki girintili çıkıntılı, sivri yerler. Kaya, kayalık. Duvardaki sivri ve çıkıntılı yer. Kağnının okuna takılan ve mazının dönmesini sağlayan kazıklardan herbiri. Eski türkçe taş: dış. Dış, hariç. Testerelerde kesmeyi sağlayan çıkıntı. Dişli birleştirmelerin temel elemanı. Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ya da ağız duvarında taşıdıkları sert yapılar. Kar aşındırması altındaki genç dağlarda, yandan bakıldığında testere dişi gibi görünen tepe uçlarından her biri. Dişli makaralardaki çıkıntılardan her biri. Çene kemiklerinde yerleşmiş, alınan gıdaların parçalanmasını ve öğütülmesini sağlayan sert yapılar, dens. Düven'in altındaki taş çıkıntılar. (Yurtbeyi Çankaya Ankara). Kağnılarda, mazının yastıktan çıkmamasını sağlayan ağaç parçası. (Amasya; İspir Erzurum.). Tırmıkta kuru otları toplayan bölüm. (Dardere, Kandilli Bozüyük Bilecik). Vida ve somunların üzerindeki set. (Senirkent Isparta). Omurgalı hayvanların çenelerinde ya da ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağız duvarlarında taşıdıkları kemiksi sert parçalar.

DONLUK

Çamaşırlık. 9 arşın uzunluğunda ensiz çizgili dokuma. İki baş örtüsüne yetecek kadar ipek çizgili ya da sade iplikten dokuma. Maaş. Hayvana yükletilen eşyanın bağlanmasında kullanılan ipin ucuna takılan ağaç çengel. Kadın şalvarı. (Küplüce Gümüşhacıköy Amasya) (don) : (Kandilli Bozüyük Bilecik). Elbiselik.

AYAKÇA

Dokuma tezgâhı pedalı. Merdiven, merdiven basamağı. Dokuma tezgâhını işletmek amacıyla üzerine ayakla aşağı yukarı basılan pedal. (Yavuz, Düzenli Şavşat Artvin; Ankara) (ayakçak : (Bekili Çal Denizli) (ayakçak) : (Köselerli Tarsus İçel) (ayaklık) : (Yalvaç Isparta; Kandilli, Bozüyük Bilecik).

 

Kaynak: Türk Dil Kurumu (TDK) Büyük Türkçe Sözlük